Ona ilgi göstererek, iltifat ederek ilgi ve sevgisini kazanmaya çalışmak. ...
Arama Sonucu – "Bakır oluşn gümüş görmümndeki bir alaşım"
Kurban etmek (birini, bir şeyi)
– Kendi çıkarı, yararı için bir şeyi ya da kimseyi harcamak.
– kendi çıkarı için birini veya bir şeyi feda etmek
– kurban kesmek ...
Kurban gitmek (bir şeye)
1. Suçsuz yere ölmek. -2. Zarar uğra mak. ...
Kurşun yağmuruna tutmak (birini, bir yeri)
Bir kimseye ya da yere sürekli olarak kurşun sıkmak. ...
Kurşun, kalay alaşımı
– Lehim ...
Kuşsütüyle beslenmek (birini)
Onu her türlü yiyecekle, özenle bes lemek. ...
Kuveyt’in para birimi
– Kuveyt Dinarı ...
Kuvvet almak (bir şeyden, birinden)
– herhangi bir yardımla gücü artmak, kuvvetlenmek ...
Kuvvet bulamamak (bir şeye)
– cesaret edememek
– göze alamamak. ...
kuyumculukta kullanılan altın sarısı bir taş
– Helyodor ...
labirent
– Çıkış yeri kolay bulunamayacak kadar karışık koridorları olan yapı
– İçinden çıkılması güç veya imkansız durum, sorun ...
Laf atmak (birine)
1. Bir erkek tanımadığı bir kadına uygunsuz ya da hoşa gidici sözler söylemek. -2. Ona sözle sataşmak. -3. çene çalmak, söyleşmek. ...
Laf düşmemek (birine)
1. Başkalarının yanında kendisinin söz söy lemesi yakışık atmamak. -2. Konuşma sırası kendine gelmemek; söz düşmemek. ...
Lafa boğmak (birim)
Onun konuşmasına, tek bir sözcük bile söyle mesine fırsat vermemek. ...
Lafa tutmak (birini)
Konuşmayı uzatıp onu işinden alıkoymak. ...
Lakap takmak (birine)
Bir kimseye ya da aileye kendi adının dışın da herhangi bir özelliğine uygun bir ad vermek. ...
Lanet okumak (birine)
Bir kimsenin, Tanrfnın merhametinden yok sun kalmasını, Tann’nın gazabına uğramasını dilemek. ...
Leke sürmek (birine)
Ona suç yüklemek, onu lekelemek. (Kars. çamur atmak, kara çalmak.) ...
leksik birimi
– Sözlük birimi ...
maabir
– Geçilecek yerler, geçitler, köprüler ...
Madara etmek (birini)
Yalanını, yanlışını ortaya çıkarıp onu kötü duruma düşürmek, mahcup etmek. ...
Madik atmak (etmek, oynamak) (birine)
– argo, dolap çevirmek, hile yapmak ...
Mahal kalmamak (bir şeye)
Gerek kalmamak, gereği olmamak. ...
Mahal yok (bir şeye)
Gereği yok. ...
Mahkum etmek (birini, bir şeye)
1. Mahkeme yargılayıp ceza ver mek. -2. Kötü bir duruma sürüklemek. -3. Bir işi yapmaya mecbur et mek. ...