Dinlenmesine, başka bir şeyle uğraşma sına fırsat vermeden çalıştırmak nefes aldırmamak. ...
Arama Sonucu – "Bakır oluşn gümüş görmümndeki bir alaşım"
Sona tek piyon bırakmaya çalışılan bireysel oyun
– solo test ...
Sonunu almak (bir işin)
O işi bitirmek. ...
Sopa atmak (çekmek) (birine)
Onu dövmek; dayak atmak. ...
Sopa yemek (birinden)
Dövülmek; dayak yemek. ...
Sorguya çekmek (birini)
Sanık ya da tanık durumunda olan kimse ye bir suçla ilgili çeşitli sorular sormak; sorgulamak. ...
Sorumlu tutmak (birini)
Onu sorumlu saymak; mesul tutmak. ...
şöyle bir
üstünde durmaksızın, gelişigüzel, üstünkörü ...
Soyup soğana çevirmek (birini, bir yeri)
1. Hırsız, bir kimsenin ya da bir yerin bütün parasını, değerli eşyalarını alıp götürmek. -2. Bir satıcı ya da iş yapan kimse müşterisinin ya da iş yaptıran birinin bütün parasını çekmek. ...
Söz açmak (bir şeyden, birinden)
– Onun hakkında konuşmaya başlamak; laf açmak. ...
Söz almak (birinden)
– konuşmak için toplantı başkanından izin almak, konuşmaya başlamak
– birinin bir işi yapacağını kesin olarak bildirmesini sağlamak
– erkek tarafı oğullarıyla evlendirmek üzere kızın ...
Söz bir Allah bir
‘Tann’nın birliğine nasıl inanıyorsanız verdiğim sö zü yerine getireceğime de öylece inanınız!’ anlamında. ...
Söz birliği etmek
bk Ağız birliği etmek. ...
Söz düşmemek (birine)
bk Laf düşmemek. ...
Söz geçirememek (birine)
Ona her söylediği sözü yaptırabilecek güç ve etkinlikte olmamak; laf geçirememek. ...
Söz gelmek (birine)
Bir kimse, bir söz ya da davranışından ötürü eleştiriye uğramak; laf gelmek. ...
Söz getirmek (birine)
Bir kimseye söz gelmesine yol aşacak davra nışlarda bulunmak; laf getirmek ...
söz gümüşse sükut altındır
– “susmak bazen konuşmaktan daha iyi sonuç verir” anlamında kullanılan bir söz ...
Soz vermek (birine, bir şeye)
Herhangi bir şeyi yapacağını kesin olarak söylemek. ...
Sözü (bir şeye) getirmek
Konuşmayı asıl anlatmak istediği şeye doğru yöneltmek; lafı (bir şeye) getirmek ...
sözü birine yöneltme
– hitap, seslenme ...
Sözünden çıkmamak (birinin)
çeşitli yönlerden bağlandığı bir kimse nin bütün sözlerine ve isteklerine uygun davranmak; lafından şıkma mak. ...
Sözüne gelmek (birinin)
En sonunda o kimsenin sözlerinin doğrulu ğunu anlamak; lafına gelmek. ...
Su gibi bilmek (okumak) (bir şeyi)
Bir konuyu yanlışsız ve duraksa madan anlatmayı (okumayı) öğrenmiş olmak. ...
Su gibi ezberlemek (bir şeyi)
– yanlışsız okuyabilecek kadar ezberlemek. ...