O şeyden bıkmak, usanmak.
...
Arama Sonucu – "Bir tür evcil geyik"
Gırgır geçmek (biriyle)
1. Onunla alay etmek. -2. Gevezelik etmek.
...
Gırtlak gırtlağa gelmek (biriyle)
Onunla kavgaya tutuşmak; boğaz boğaza gelmek.
...
göbeği biriyle bağlı (veya beraber kesilmiş)
her zaman birlikte bulunan, birbirinden ayrılmayan kimseler için kullanılan bir söz
...
Göğsü kabarmak (bir şeyden)
Ondan büyük övünş duymak, kıvan mak.
...
Göğüs germek (bir şeye)
Her türlü güçlüğe dayanmak, bilinçlice karşı koymak, direnmek.
...
Göklere çıkarmak (birini)
Onun yaptıklarını, niteliklerini abartarak öv mek, onu yüceltmek. (Kars. övgüler düzmek.)
...
Gökte ararken yerde bulmak (bir şeyi, birini)
Ele geçirilmesi güç sanılan bir şeyi, birini kolayca bulmak.
...
GöKTüRK
(Ar.) Er. – Orta Asyada yaşamış eski bir Türk ulusu ve bu ulustan olan kimse.
...
Gölge düşürmek (bir şeye)
Bir şeyin bilerek ya da bilmeyerek değe rini azaltmak.
...
Gönlünden geçirmek (birini, bir şeyi)
Onu şöyle bir düşünmek, istemek; içinden geçirmek. Gönlünden kopmak
...
Gönlünü kaptırmak (birine)
Ona aşık olmak.
...
gönül birliği
– Duygusal anlaşma
...
Gönül vermek (birine) (bir şeye)
1. Ona aşık olmak. -2. Ona sevT giyle bağlanmak.
...
Görülecek hesabı olmak (biriyle)
Onunla aralarında çözümlenecek bir sorunu olmak.
...
görüntüsü köpeğe benzeyen yırtıcı bir etçil
– sırtlan
...
görüş birliği
– Aynı görüş ve düşüncede olma.
– Görüş, ve kanılar arasındaki tam uyuşma durumu
– İng. consensus
...
gotur
– Cimri.
– Uyuz
– Kotur, bir nevi kaşıntı, uyuz
– Kellik; başta görülen yaralar
...
Götürü
– sıfat, ticaret. Fiyatı veya ücreti toptan belirlenen (iş vb.).
– zarf. Fiyatını toptan belirleyerek:
...
Götürü pazarlık
Bir işin ya da malın tümü üzerine yapılan pazarlık.
...
götürüm
– hlk. Kötü ve güç durumlara karşı koyabilme gücü.
– Şaka kaldırma özelliği.
– Dayanma, tahammül
– Fr. Tolerance
...
Gövdeye atmak (indirmek) (bir şeyi)
Onu büyük bir iştahla yemek; mideye indirmek.
...
Göz ardı etmek (bir şeyi)
Onu görmezlikten gelmek, ona gereken il giyi, önemi göstermek.
...
Göz aştırmamak (birine)
Ona herhangi bir şey yapma fırsatı vermemek.
...
Göz atmak (bir şeye, yere)
Ona, üzerinde pek durmadan şöyle bir bakmak.
...