O şey onun işine yaramam hayrı dokunmamak
...
Arama Sonucu – "Bir tür evcil geyik"
Yaraya merhem olmak (bir şey)
O şey zamanla bir gereksinme/karşılamak
...
Yarı yolda bırakmak (birini)
1. Ona yapılan yardımı, elverişsiz ve zamanda kesmek. -2. Birlikte girişilen, yapılan bir işten, o iş henüz bitirilmeden ayrılmak.
...
Yasak savmak (biri) (bir şey)
– bir nesne, bir gereksinimi geçici olarak karşılamak, şimdilik işe yaramak
– bir işi hatır için, gönülsüz olarak üstünkörü yapmak
– Verilmesi gereken bir armağanı ucuzundan, kolayın ...
Yatağa bağlamak (hastalık, birini)
Hastalık onu kalkamayacak denli etkilemek
...
Yataklık etmek (birine)
Suçluyu gizlice barındırmak ona yardım et mek
...
Yatıp kalkmak (biriyle)
– gecelerini geçirmek
– cinsel ilişkide bulunmak
...
Yaz boz tahtasına çevirmek (bir şeyi)
– Bir konuda art arda birbirini tutmayan kararlar alınmak
...
Yazık etmek (bir şeye, birine)
– boş yere zarar vermek
...
Yazık olmak (bir şeye, birine)
– Ona zarar verilmek; boşa gitmek. boş yere zarar verilmek
...
Yazıya dökmek (bir şeyi)
Onu yazı ile anlatmak
...
Yazlık bir armut cinsi
– mustabey
...
Yeğ tutmak (bir şeyi, bir şeye)
Onu dizelerinden üstün görmek, ter cih etmek.
...
Yer almak (bir işte)
– Bir topluluğun içinde bulunmak.
– Ayrılan yerde durmak, bulunmak
– Adı bir yerde geçmek.
– Bir işi hazırlayanlar arasında bulunmak
...
Yer bulmak (biri) (birine)
1. Bir kimse belirli bir işe girmek. -2. Bir’ kimseyi belirli bir işe sokmak.
...
Yer vermek (bir şeye) (birine)
– önemli saymak, saygı göstermek
– bir olaya yol açmak, imkan tanımak
– önemli bir görev vermek
– kendi yerini bir başkasına bırakmak
– kullanmak
– söz etmek, değin ...
Yerden yere çalmak (vurmak) (birini, bir şeyi)
1. Onu hoş olma yan sözlerle kötülemek, yermek. -2. Güreşte rakibini çok hırpalamak.
...
Yere göğe koy(a)mamak (birini)
Onu nasıl memnun edeceğini bile memek; ona çok önem vermek.
...
Yere sermek (birini)
1. Onu yenmek. -2. Onu vurup öldürmek.
...
Yeri göğü birbirine katmak
Büyük bir heyecan, korku, telaş yarat mak.
...
Yerinde olmak (birinin)
Onun durumunda, konumunda bulunmak.
...
Yerinden etmek (birini)
Onun işini, sahip olduğu yeri yitirmesine ne den olmak.
...
Yerine geçmek (biri) (bir şey)
1. Görevinden ayrılan bir kimsenin yerini doldurmak -2. Bir şey o anda bulunmayan başka bir şeyin yerine kullanılabilmek, onun görevini yapabilmek.
...
Yerine getirmek (bir şeyi)
Onu yapmak, gerçekleştirmek.
...
Yerine koymak (onu, bir şey, bir kimse)
Ona, söz konusu şey, kimse gözüyle bakmak, onu herhangi bir şey, kimse saymak.
...