O yerde hiç kimse bulun mamak, o yer bomboş, ıpıssız olmak. ...
Arama Sonucu – "Bir nesneyi tasarlamak "
Fatiha okumak (bir şeye, ruhuna)
O şeyden umudunu kesmek. ...
Felekten bir gün çalmak
Neşeli, eğlenceli bir gün geçirmek. ...
Fellik fellik aramak (birini, bir şeyi)
– zf. Telaşla, heyecanla, koşarak, koşuşturarak, fellek fellek ...
Fena yapmak (birini)
Onu kötü bir duruma düşürmek. ...
Fenaya çekmek (bir şeyi)
O şeye kötü bir anlam vermek. ...
Fikir almak (birinden, bir şeyden)
1. Bir konuda yetkili bir kimse den bilgi almak, o kişinin düşüncesini sormak. -2. O konuda bilgi sa hibi olmak. ...
Fikir vermek (birine) (bir şey)
-I.Bir konuda yol gösterici nitelikteki düşüncesini bildirmek. -2. insanı bir düşünceye, inanca ulaştırmak. ...
Fitil etmek (birini)
Onu çok kızdırmak. ...
Fitil olmak (birine)
Ona çok kızmak; öfkelenmek. ...
Fitil vermek (Birine)
Onu kızdırmak, kışkırtmak. ...
Fırsat vermek (tanımak) (bir şeye, birine)
Bir işi gerçekleştirmek için uygun durum hazırlamak; zaman vermek. ...
Fıtık olmak (birine)
Ona çok kızmak, sinir olmak ...
Frtık etmek (birini)
Onu çok kızdırmak ; sinirlendirmek. ...
Gafil avlamak (birini)
Onu habersiz ve hazırlıksız olduğu bir sırada bastırmak, güç duruma düşürmek. ...
Garaz bağlamak (birine)
Ona karşı düşmanca duygular beslemek; kin beslemek (bağlamak). ...
Gavur etmek (bir şeyi)
Onu işe yaramayacak duruma getirmek, zi yan etmek, n ...
Gebe bırakmak (birini)
Onu borçlu duruma getirmek. ...
Gebe kalmak (birine)
Ona borçlu durumda olmak. ...
Gem vurmak (birine) (duygularına)
1. Onun taşkın, aşırı .davranış larını önlemek, önleyecek girişimde bulunmak. -2. Duygularına ha kim olmak. ...
gemi zincirlerinin denizde birbirine dolanması
– Isparmaça ...
geniş bir koltuk türü
– Kanepe, berjer, çekyat ...
Geri çevirmek (bir şeyi, birini)
1. Onu kabul etmemek. -2. Onu geldiği yere göndermek. ...
Geri durmamak (bir şeyden)
O şeyi yapmaktan kaşınmamak. (Kars. Aşağı kalmamak.) ...
giysilere dikilen bir tür süslü şerit
– harç ...