Ondan büyük övünş duymak, kıvan mak. ...
Arama Sonucu – "Bir peynir türü"
Göğüs germek (bir şeye)
Her türlü güçlüğe dayanmak, bilinçlice karşı koymak, direnmek. ...
Göklere çıkarmak (birini)
Onun yaptıklarını, niteliklerini abartarak öv mek, onu yüceltmek. (Kars. övgüler düzmek.) ...
Gökte ararken yerde bulmak (bir şeyi, birini)
Ele geçirilmesi güç sanılan bir şeyi, birini kolayca bulmak. ...
Gölge düşürmek (bir şeye)
Bir şeyin bilerek ya da bilmeyerek değe rini azaltmak. ...
Gönlünden geçirmek (birini, bir şeyi)
Onu şöyle bir düşünmek, istemek; içinden geçirmek. Gönlünden kopmak ...
Gönlünü kaptırmak (birine)
Ona aşık olmak. ...
gönül birliği
– Duygusal anlaşma ...
Gönül vermek (birine) (bir şeye)
1. Ona aşık olmak. -2. Ona sevT giyle bağlanmak. ...
Görülecek hesabı olmak (biriyle)
Onunla aralarında çözümlenecek bir sorunu olmak. ...
görüntüsü köpeğe benzeyen yırtıcı bir etçil
– sırtlan ...
görüş birliği
– Aynı görüş ve düşüncede olma.
– Görüş, ve kanılar arasındaki tam uyuşma durumu
– İng. consensus ...
Götürü
– sıfat, ticaret. Fiyatı veya ücreti toptan belirlenen (iş vb.).
– zarf. Fiyatını toptan belirleyerek: ...
Götürü pazarlık
Bir işin ya da malın tümü üzerine yapılan pazarlık. ...
götürüm
– hlk. Kötü ve güç durumlara karşı koyabilme gücü.
– Şaka kaldırma özelliği.
– Dayanma, tahammül
– Fr. Tolerance ...
Gövdeye atmak (indirmek) (bir şeyi)
Onu büyük bir iştahla yemek; mideye indirmek. ...
Göz ardı etmek (bir şeyi)
Onu görmezlikten gelmek, ona gereken il giyi, önemi göstermek. ...
Göz aştırmamak (birine)
Ona herhangi bir şey yapma fırsatı vermemek. ...
Göz atmak (bir şeye, yere)
Ona, üzerinde pek durmadan şöyle bir bakmak. ...
Göz değmek (birine, bir şeye)
Uğursuzluk ya da kötülük getirdiğine inanılan kıskanş ya da hayran’ bakışlar nedeniyle kötü bir duruma düşmek; göze gelmek. ...
Göz dikmek (bir şeye, birine)
Onu ne pahasına olursa olsun ele ge şirmek istemek. ...
Göz etmek (birine)
Ona göz ve kaşını oynatarak ne demek istediği ni anlatmak; kaş göz etmek. ...
Göz gezdirmek (bir şeye)
Ona üstünkörü bakmak, şöyle bir bak mak, onu yüzeysel olarak okumak, incelemek. ...
Göz kırpmak (birine)
1. Gözkapağını bilinçli ya da bilinçsizce aşıp kapamak. -2. Bir kimsenin halini hatırını gözünü aşıp kapayarak sormak. -3. Söylediği sözün doğru olup olmadığını yanındakine işaretle anlatmak için gö ...
Göz koymak (bir şeye, birine)
Onu elde etmeyi amaçlamak. ...