Onu korkutmak, ona şatmak (Kars. Gözdağı vermek.) ...
Arama Sonucu – "Bir peynir türü"
Hurdaya çevirmek (bir şeyi)
– Artık onu işe yaramayacak, kullanılamayacak duruma getirmek ...
Huyu suyu (birinin)
Onun mizacı, karakteri. ...
Huzur vermek (birine)
1. Onu rahat bırakmak -2. Onu dinlendir mek ...
Hypnobirthing
– hipnoz, telkin tekniği ile doğum ...
ibret almak (bir şeyden)
– Ondan gereken dersi çıkarmak; ders almak. ...
ibret olmak (bir şey birine)
– ders olmak ...
icabına bakmak (bir şeyin, birinin)
– gereğini yerine getirmek
– bir kimseyi yok etmek, ortadan kaldırmak ...
içi çekmek (bir şeyi)
– Bir şeye karşı içinde istek duymak. (Kars. Canı çekmek, gönlü çekmek.) ...
içi dışı bir
– Düşündüğünü açıkça söyleyen, gizli bir düşüncesi olmayan, ikiyüzlü olmayan, özü sözü bir ...
içi götürmemek (dayanmamak) (bir şeyi)
– Acıklı bir duruma dayanamamak; yüreği dayanmamak
– Onu kıskanmak
– Vicdanı el vermemek. ...
içinde bir şeyler öğütülen kap
– havan ...
içinden geçirmek (bir şeyi)
Onu düşünmek, tasarlamak. ...
içini aşmak (birine)
– derdini anlatmak, içini dökmek ...
içli dışlı olmak (biriyle)
– karşılıklı olarak candan ve içten davranmak, teklifsiz görüşmek ...
ifadesini almak (birinin)
1. Onu sorguya çekmek. -2. Onu dövmek, hırpalamak. -3. Onu yenmek, ona üstün gelmek. ...
ifrata vardırmak (bir şeyi)
– bir şeyin ölçüsünü kaçırmak ...
ifrit etmek (birini)
Onu çok öfkelendirmek, kızdırmak (Kars. çileden çıkarmak.) ...
ifrit olmak (kesilmek) (birine, bir şeye)
Ona çok kızmak, öfkelenmek. (Kars. çileden çıkmak.) ...
iftira atmak (etmek) (birine)
On asılsız ve kasıtlı bir suç yüklemek (Kars. Kara çalmak.) ...
iğBiRAR
Gücenme ...
iğbirar
kırılma, alınma, gücenme. ...
ihtimal vermemek (bir şeye)
Onun gerçekleşebileceğini düşünmemek, sanmamak. ...
ihtimam göstermek (birine, bir şeye)
– özen göstermek, dikkatle davranmak ...
ihtiram birliği
– Tören birliği
– Devlet büyüklerini, yüksek makamlardaki kumandanları karşılamak ve uğurlamakla görevli birlik, ihtiram birliği, ihtiram kıtası, onur kıtası ...