Orayı egemenliği artında bulundurmak. ...
Arama Sonucu – "Bir peynir türü"
ödev bilmek (saymak) (bir şeyi)
Bir şey yapmayı, yerine getiri si zorunlu bir iş olarak kabul etmek. ...
Odunu sert ve siyah olan ağaç türü
– abanoz ...
öfkesini (birinden, bir şeyden) almak (çıkarmak)
öfkeli kişi haksız yere bir başkasına çatmak ya da olmayacak bir şey yaparak rahatlamaya çalışmak ...
öğüt almak (birinden)
Yol göstermesi işin birinin görüşüne başvur mak ...
öğüt vermek (birine)
Ona yapması veya yapmaması gereken işler hakkında yol göstermek ...
öküz tirene bakar gibi bakmak (bir şeye)
Ona aptal aptal, bir şey anlamadan bakmak. ...
Oluruna bırakmak (bir şeyi)
Bir olayın ya da bir durumun kendi ko şullarında oluşmasını beklemek, yapılabildiği kadarıyla yetinmek. ...
ölüsünü öpeyim (göreyim) (birinin)
Bir şeyin doğruluğunu kanıtlamak için “yalama (şu yakınım) ölsün!” anlamında kullanılır. ...
Omuz vermek (birine)
Ona destek olmak, yardım etmek. ...
ön ayak etmek (birini)
Bir işe birisinin başlamasını ya da girişmesi ni sağlamak. ...
On paralık etmek (birini)
Onu sözle ya da davranışlarla küçük düşürmek; beş paralık etmek. ...
öne almak (birini, bir şeyi)
Bir kimseye veya bir şeye, diğerlerinden daha önemli sayarak tarnan ve sıra bakımından öncelik tanımak ...
önem vermek (bir şeye, birine)
Ona değar vererek üstünde dur mak, onu önemli saymak ...
önüne bir kemik atmak
Küçük bir çıkar karşılığı aşağılık birini susturmak, ...
önüne katmak (birini)
Onu önünden yürütöp ardından gitmek veya koşmak. ...
önünü almak (bir şeyin)
Onu önlemek, engellemek. ...
Onuruna yedirememek (bir şeyi)
1. Onur kıran, küşültücü nitelikte olan işleri yapmamak-2. Başkalarının küşültücü, onur kına davranış larına karşı tepkide bulunmak; kendine yedirememek, nefsine yedire memek; izzetinefsine yedireme ...
Orijinal bir ürünün birebir taklidi
– imitasyon ...
örnek almak (birini, bir şeyi)
1. Bir başkasının iyi ya da kötü olan davranışlarını benimseyip tıpkı onun gibi davranmak. -2. Bir şeyden kendisi için olumlu bir ders çıkarmak. ...
örnek olmak (birine)
Davranış ve sözleriyle başkalarını iyi ya da kö tü yönden etkilemek. ...
Ortada bırakmak (birini)
Onu güç bir durumdayken terk etmek; meydanda bırakmak. ...
Ortadan kaldırmak (bir şeyi) (birini)
1. Onu saklamak gizlemek. -2. Onu yok etmek öldürmek; meydandan kaktırmak. ...
Ortalığı (bir şey) almak
çevreyi (o şey) kaplamak. ...
Ortalığı birbirine katmak
– kargaşa çıkarmak ...