– Susatmak, susamasına yol açmak. ...
Arama Sonucu – "Dairenin sekizde biri"
Harcı olmak (bir şey, birinin)
1. Birinin yapabileceği bir iş olmak. -2. Ancak o kimseye özgü bir iş olmak. ...
Harekete getirmek (birini, bir şeyi)
Onu kımıldatmak, canlandırmak. ...
Haşır neşir olmak (biriyle) (bir şeyle)
1. Onunla, onlarla kaynaşmak, sıkı fıkı olmak. -2. Onunla uğraşmak. ...
Hasret kalmak (birine, bir şeye)
Onu çok özlemek, ona özlem duy mak. ...
Hatırından çıkarmamak (bir şeyi, birini)
Onu unutmamak. ...
Hatırından şıkamamak (birinin)
Sevilip sayılan bir kimsenin isteğini yapmazlık edememek. ...
hava basıncı birimi
– bar ...
Hayalinden geçirmek (bir şeyi, birini)
Onu düşünmek. ...
Hayat vermek (bir şeye, birine)
Onu canlandırmak, ona canlılık ka zandırmak. ...
Hayatına (yaşamına) son vermek (biri, bir şey)
1. Kendini öldür mek, intihar etmek. -2. Kapatmak, bitirmek. ...
Hayatına girmek (biri)
Biri onun yaşamında yer almak. ...
Hayatını borçlu olmak (birine)
1. Biri tarafından ölümden kurtarılmış olmak. -2. Yaşamını bir kimsenin desteğiyle kazanmış olmak. ...
Hayır beklememek (bir şeyden, birinden)
Ondan yarar ummamak, onun iyi olacağını sanmamak. ...
Hayır gelmemek (bir şeyden, birinden)
Onun bir yararı dokunmamak. ...
Hayır görmemek (bir şeyden, birinden)
Ondan yarar sağlayamamak. ...
Hayır kalmamak (bir şeyden, birinde)
O şey işe yaramaz, o kimse iş göremez duruma gelmek. ...
Hayır yok (bir şeyde) (birinde)
1. “O şey artık işe yaramaz.” -2. “O kimseye güvenmeyin, istediğinizi yapamaz.” anlamında. ...
Hayrı dokunmak (bir şey, birine)
1. O şey bir işe yaramak. -2. Ona iyilikte bulunmak, onun iyiliğini görmek. ...
Hedef almak (bir şeyi) (birini)
1. O şeye nişan almak. -2. Bir şeyi ona yöneltmek. -3. Yermek, eleştirmek yıpratmak düşüncesiyle onu karşısına almak. ...
Helak etmek (birini, kendini)
1. Onu öldürmek, ortadan kaldırmak -2. Onu çok yormak, bitkin duruma getirmek. ...
Hesaba almak (katmak) (bir şeyi, birini)
Onu göz önünde bulun durmak, düşünmek; önemsemek. ...
Hesap sormak (birine, birinden)
Bir kimseyi yaptıklarından dolayı sorguya çekmek. ...
Hesaptan düşmek (bir şeyi, birini)
1. Bir alacağı ya da borcu hesaptan çıkarmak. -2. Bir şeyi, bir kimseyi yok saymak. ...
Hıncını (birinden) çıkarmak (almak)
öfkesini başkasına kötü davranarak çıkarmaya çalışmak, öcünü (ondan) almak. ...