Ona bir ödev ya da yükümlülük ko nusunda ayrıcalık tanımak
...
Arama Sonucu – "Dairenin sekizde biri"
Mukayyet olmak (bir şeye) (birine)
– Onu gözetmek, korumak
...
Muma döndürmek (çevirmek),(mum etmek) (birini)
– Bir şeyi kırmızı mumla mühürlemek
– mec. önemli bir şeyi unutmayıp akılda tutmak.
– Onu, her söylenileni yapar duruma getirmek, uslandırmak.
...
Mumla aramak (birini)
– çok isteyerek ve özlemle aramak
...
Nanik yapmak (birine)
Birini kızdırmak ya da onunla alay etmek için nanik işareti yapmak
...
Nazar değmek (bir şeye, birine)
Uğursuzluk, kötülük gibi olumsuz sonuçlar veren kıskanç bakışlardan ötürü fena bir duruma düşmek; göz değmek.
...
Nazarı itibara almak (bir şeyi, birini)
Ona önem ve değer vermek
...
Nazı geçmek (birine)
Ona isteğini kabul ettirecek, yaptırabilecek kadar yakınlığı bulunmak, hatırı sayılmak
...
Nefes aldırmamak (birine)
bk. Soluk aldırmamak.
...
Nispet vermek (yapmak) (birine)
Birini üzecek, kıskandıracak, kızdıracak davranışta bulunmak
...
Not vermek (birine, bir şeye)
1. Bir şey ya da bir kimse işin iyi ya da kötü bir kanıya varmak. -2. öğrenciye başarısıyla orantılı bir not at mak.
...
öfkesini (birinden, bir şeyden) almak (çıkarmak)
öfkeli kişi haksız yere bir başkasına çatmak ya da olmayacak bir şey yaparak rahatlamaya çalışmak
...
öğüt almak (birinden)
Yol göstermesi işin birinin görüşüne başvur mak
...
öğüt vermek (birine)
Ona yapması veya yapmaması gereken işler hakkında yol göstermek
...
ölüsünü öpeyim (göreyim) (birinin)
Bir şeyin doğruluğunu kanıtlamak için “yalama (şu yakınım) ölsün!” anlamında kullanılır.
...
Omuz vermek (birine)
Ona destek olmak, yardım etmek.
...
ön ayak etmek (birini)
Bir işe birisinin başlamasını ya da girişmesi ni sağlamak.
...
On paralık etmek (birini)
Onu sözle ya da davranışlarla küçük düşürmek; beş paralık etmek.
...
öne almak (birini, bir şeyi)
Bir kimseye veya bir şeye, diğerlerinden daha önemli sayarak tarnan ve sıra bakımından öncelik tanımak
...
önem vermek (bir şeye, birine)
Ona değar vererek üstünde dur mak, onu önemli saymak
...
önüne katmak (birini)
Onu önünden yürütöp ardından gitmek veya koşmak.
...
örnek almak (birini, bir şeyi)
1. Bir başkasının iyi ya da kötü olan davranışlarını benimseyip tıpkı onun gibi davranmak. -2. Bir şeyden kendisi için olumlu bir ders çıkarmak.
...
örnek olmak (birine)
Davranış ve sözleriyle başkalarını iyi ya da kö tü yönden etkilemek.
...
Ortada bırakmak (birini)
Onu güç bir durumdayken terk etmek; meydanda bırakmak.
...
Ortadan kaldırmak (bir şeyi) (birini)
1. Onu saklamak gizlemek. -2. Onu yok etmek öldürmek; meydandan kaktırmak.
...