– Ufak ve seyrek taneli üzüm salkımı
...
Arama Sonucu – "Duş ı ıztırar"
cıngıllı
– Süslü
– Oynak, şımarık (kadın hk.).
– Küçük kazan.
– Dayanıksız, iradesiz.
– Yaman, çetin.
...
cıngır
– Eski bez, paçavra.
– Su veya süt taşınan kap, kova, bakraç.
– Eski, yırtık (elbise hk.).
– İki üç aylık horoz.
– Açık, bulutsuz hava.
– Çok parlak.
– çıngıl ...
çıngırak
– Küçük çan
– İçindeki tanelerin hareketiyle ses çıkaran metal nesne, çıngırdak
– Çocuk oyuncağı olarak kullanılan saplı bir çıngırak türü.
– Kuyudan kolaylıkla su çekmeği sağl ...
çıngırdak
– Çıngırak
...
çıngırtı
– Çıngırağın sesine benzer keskin ve kesik sesin adı
...
çınlaç
– Öztitreşim sıklığına eşit bir sürücü sıklığın etkisinde kalınca yeğin bir titreşime, çınlanıma giren aygıt.
– İng. resonator
...
çınlak
– sıfat. Çınlaması, yankısı çok olan (yer).
...
çınlamak
– “Çın” diye ses çıkarmak
– Yankı vermek
...
çınlayan
– tannan
...
cınnah
– tırnak, pençe (cinnah)
...
çınsabah
– zarf. Sabahleyin, çok erken
...
çıntay
– Soylu, güvenilir
...
çıpa
– den. Gemilerin dalgalara, akıntılara kapılarak yer değiştirmemesi için suya atılan, zincirle gemiye bağlı bulunan, ucu çengelli ağır demir araç, çipo, demir
– ekon. Döviz kurlarını belir ...
çıpır
– Yonga
...
çıplak
– sıfat. Üstünde bulunması gereken giysi, örtü vb. bulunmayan, üryan, nü, cıbıl, cıbıldak
– sıfat. Saçsız (baş).
– sıfat. Üzerinde yaprak olmayan
– sıfat. İçinde gerekli eşya b ...
çıplak alev
– kim. Isıtılacak maddelere veya bunların içinde bulunduğu kaplara doğrudan doğruya yöneltilen ateş veya alev
...
çıplak gözle
– zf. Görmeye yardımcı olacak hiçbir araç kullanmaksızın
...
çıplak maaş
– ekonomi. Çıplak ücret
...
çıplak mülkiyet
– hukuk. Yararlanma hakkı başkasının olan bir mal üzerindeki sahiplik durumu.
...
çıplak ücret
– ekonomi. Vergiler, yan ödemeler veya primler dışında kalan asli ücret, çıplak maaş.
...
çıplanmak
– Çıplak duruma gelmek
...
cır cır
– Kaynana zırıltısı.
– halk ağzında. İshal.
– sıfat. Geveze.
– zarf. Durup dinlenmeden ince ve usandırıcı bir ses çıkararak.
...
çırak
– Zanaat öğrenmek için bir ustanın yanında çalışan kimse.
– Dükkânda ayak işlerine bakan kimse
– eskimiş. Saray, daire vb. büyük yerlerde yıllarca hizmet ettikten sonra geçimi sağlan ...
çırakma
– Şamdan
...