– Üzerinde meşale yakılan kule veya demir direk.
– Balıkçıların balıkları kıyıya çekebilmek için geceleyin yaktıkları ateş.
– Çırakma
– Şamdan
...
Arama Sonucu – "Duş ı ıztırar"
çıramoz
– Balıkçıların, ateş balığı avlarken üzerinde çıra ve funda yaktıkları ızgara
...
çırasını yakmak
– Cezasını vermek. Kötülük eden birine hınç ve kızgınlıkla büyük zarar vermek.
– Olumsuz iliçkisi ya da kötü davranışı yüzünden biri’ni büyük bir zarar uğratmak.
...
çıray
– Beniz, yüz.
– Yüz çizgileri, yüz güzelliği.
– İnsan resmi.
– Fr. Physionomie, physiognomie, phy-siognomania
...
cırboğa
– hayvan bilimi. Bir tür çöl sıçanı (Dipus Caegyptius).
– mecaz. Cılız, zayıf, çelimsiz çocuk
...
çırçıl
– Gemilere fıçı, varil vb. yükü yükleme, boşaltma sırasında kullanılan iki tarafı kancalı sapan
...
çırçıplak
– sıfat. Çırılçıplak
...
cırcır
– hlk. Pamuk kozalarının pamuğunu ve çekirdeğini birbirinden ayıran çıkrık
– Ağustos böceği
– Fermuar.
– Döven.
– Geveze.
– Suyu az akan çeşme.
– İshal, sürgü ...
çırçır
– Pamuğu çekirdeğinden ayırmaya yarayan alet
– halk ağzında. Küçük pınar.
– Cırcır böceği
...
cırdaval
– halk ağzında. Meşe dalından yapılan ucu demirli, uzun cirit değneği.
...
çırılçıplak
– sf. Tamamen çıplak, çırçıplak, anadan doğma, anadan üryan.
– mec. Bitki örtüsü bulunmayan
– zf. mec. Çok açık bir biçimd
...
cırıldamak
– “Cır cır” diye ses çıkarmak
...
cırıltı
– “Cır cır” diye çıkan sesin adı
...
cırlak
– halk ağzında. Cırcır böceği.
– sıfat, halk ağzında. Hoşa gitmeyen, göze batan (renk).
...
cırlamak
– halk ağzında. İnce ve usandırıcı ses çıkarmak
...
cırlatmak
-i Cırlamasına yol açmak
...
cırlayık
– hayvan bilimi. Örümcek kuşugillerden, ormanlık, çalılık yerlerde yaşayan, güzel öten bir kuş (Lanius).
– halk ağzında. Ağustos böceği
...
cırlayış
– Cırlama işi
...
cırmık
– halk ağzında. Tırnak izi
...
cırnak
– hlk. Yırtıcı hayvan tırnağı.
– Toprak altında kalan bitki kökleri.
– Tırnak, pençe.
– Çoban çantası denilen ot.
– Hindiba.
– Dolma kalem.
– Kalem ucu.
̵ ...
cırnık
– Set duvarlarında su akacak delik.
– Dar yol, patika.
– Karatavuktan biraz büyük, benekli bir kuş.
– İki başı eğri balıkçı veya tahıl kayığı.
...
çırnık
– den. Küçük boyda kayık.
– Üç flok yelkeni bulunan, iki yüz tona kadar olabilen, tek ve yekpare direkli yelkenli.
– Bir çeşit tahterevalli.
– Serçeye benzer bir çeşit kuş.
...
çırpı
– Dal, budak kırpıntısı
– Boyalı ve gergin bir sicimi yay gibi çekip bırakarak duvara veya yere çizilen çizgi.
– Çok zayıf
– Huy, gidiş, tavır, kılık.
– 2-2,5 m. en, 3-3, ...
Çırpıcı
– Çırpma işini yapan kimse veya şey.
– Yazma kumaş işlerini, boyaları tutsun diye deniz suyunda çırpan kimse.
– teknik. Pişirmeden önce malzemeyi çırpan, karıştıran elektrikli alet, ...
çırpınış
– Çırpınma işi
...