Ağın
Alacakaya
Arıcak
Baskil
Karakoçan
Keban
Kovancılar
Maden
Palu
Sivrice
...
Arama Sonucu – "Duş ı ıztırar"
elçilik uzmanı
– Elçiliğin belli bir kolunda görevli uzman, ataşe
...
Elde avuçta bir şey bırakmamak
Para, mal mülk, vb’yi savurganca harcayıp tüketmek.
...
elde bulunanın hepsi
– olanca, bütün
...
Elden (elinden) düşürmemek (bir şeyi)
O şeyle uzun süre yakın dan ilgilenmek.
...
Elden (elinden) kaçırmak (bir şeyi)
Onu elde etmek fırsatını yitirmek.
...
Elden ayaktan düşmek (kesilmek)
Hastalık ya da yaşlılık sonucu yü rüyemez, iş yapamaz duruma gelmek.
...
Elden çıkarmak (bir şeyi)
O şeyi satmak, başkasına devretmek.
...
Elden çıkmak (bir şey)
O şey satılmak, başkasına devredilmek.
...
Elden düşme
– sıfat. İkinci el
...
Ele avuca sığmamak
Söz dinlememek, şımarık ve taşkın davranışlarda bulunmak.
...
Ele avuca sığmaz
– Uçarı, Afacan
...
Ele güne karşı
Herkese karşt, herkesin önünde.
...
Ele verir talkını, kendi yutar salkımı
(ele verir öğüdü, kendi keser söğüdü)
...
elektrik akımını geçirmeyen
– Yalıtkan
...
elektrik sığa birimi
– farad
...
elektron bombardımanı
– TV. Elektronların belirli bir ereğin üzerine düşürülmesi durumu
– İng. electrons bombardment
...
eleme aracı
– elek
...
elementler kitabı
– periyodik cetvel
– periyodik tablo
...
elhasıl
sonuçta.
...
Eli açık
Cömert, para harcamaktan çekinmeyen (kimse).
...
Eli ağır
1. Yavaş iş yapan (kimse). -2. Eliyle vurduğunda acıtan kimse; ağır elli.
...
Eli ağzında kalmak
çok şaşırmak, şaşırıp kalmak.
...
Eli alışmak (bir şeye)
1. Bir işte ustalık kazanmak. -2. Herhangi bir davranışı alışkanlık haline getirmek.
...
Eli altında otmak
Aradığı, istediği zaman bulabileceği yerde olmak.
...