– inuit
...
Arama Sonucu – "Duş ı ıztırar"
eşkıya
– Dağda, kırda yol kesen hırsızlar, haydutlar (eşkıya)
...
eskrimde dürtücü kılıç
– flöre
...
Eskrimde Kılıç
– Epe
...
Esmer yağız
– siyah, yiğit, doru
...
esnasında
– zf. Sırasında, olduğu anda
...
esnek çalışma
– esnek işlendirme
– Çalışma yeri, koşulları, saatleri, çalışan sayısı, sigorta, ücret ve sosyal yarar itibarıyla çeşitlilik sağlamaya olanak veren işlendirme.
– Çalışanların mesai s ...
espaslı
– sıfat. Espası olan
– Aralıklı
...
Esrar kumkuması (kutusu, küpü)
Neyin nesi olduğu, ne ile uğraştığı bilinmeyen kimse işin söylenir.
...
estetik yargı
– Estetik öznenin, estetik nesnenin değeri ile ilgili yargısı
– Süjenin bir sanat eseri hakkında onun güzel veya hoş olduğu yönünde bir yargıda bulunmak
...
estonyanın başkenti
– Tallin
...
Et kafalı
Anlayışsız, kalın kafalı (kimse).
...
eti yumuşatmak için kullanılan sos
– terbiye
...
etıbba
doktorlar, tabipler.
...
Etle tırnak gibi
Birbirlerine candan bağlı dostlar işin söylenir.
...
Etliye sütlüye karışmamak
– Kendini ilgilendirmeyen işlere karışmamak.
– Kendi halinde yaşamak.
...
Etmediğini bırakmamak (komamak)
Elinden gelen her türlü kötülü ğü yapmak.
...
etnik yapı
– etnik grup
– Dil, kültür, gelenek ve görenek bakımından birbirine bağlı, genellikle aynı soydan gelen bireylerin oluşturduğu küçük insan topluluğu.
...
Etrafında dört dönmek
istediğini elde etmek ya da korumak için biri nin yanından ayrılmamak.
...
etraflıca
– zf. Derinlemesine, ayrıntılı olarak, etraflı
...
Ettiği (yaptığı) hayır ürküttüğü kurbağaya değmemek
Bir işte verdiği zarar yaptığı iyilikten büyük olmak.
...
Ettiği yanına (kar) kalmak
Yaptığı kötülük karşılıksız kalmak, yaptığı kötülüğün cezasını görmemek,
...
Ettiğini yanına bırakmamak
Yaptığı kötülüğe kötülükte karşılık ver mek, ondan öcünü almak.
...
Ev halkı
– Bir evde yaşayanların hepsi
– çoluk çocuk, evladüiyal, hanevade, kız kızan,
– Ehl-i Beyt
...
Ev makarnası
– erişte, cimcik
...