Uykusuzluktan ya da çok ağlamaktan ötürü gözleri çok kızarmak.
...
Arama Sonucu – "Duş ı ıztırar"
gözlerini fal taşı gibi açmak
– şaşkınlıkla, hayretle bakmak
...
Gözlerini faltaşı gibi açmak
şaşkınlıkla, hayretle bakmak
...
Gözü açık gitmek
Yapmak istediklerini gerçekleştiremeden yada yapılmasını istediklerini görmeden ölmek.
...
Gözü açılmak
Ne olup bittiğini anlayacak düzeye gelmek, bilinçlenmek, gerçekleri görmeye başlamak. –
...
Gözü alışmak (bir şeye)
iyi seşemediği bir şeyi bir süre sonra net olarak görmeye başlamak.
...
Gözü dışarda
1. Evli olduğu halde başka kadınlarla iliçki kuran (kimse). -2. Oturduğu ya da çalıştığı yeri bırakıp başka yere gitmek iste yen (kimse).
...
Gözü dünyayı görmemek
Hiç kimseye ya da şeye önem verme mek; sadece önem verdiği kimseyle ya da şeyle ilgilenmek.
...
Gözü gönlü açılmak
Neşelenmek, keyiflenmek.
...
Gözü ısırmak (birini)
Onu bir yerden tanıyacak gibj olmak; biri ona tanıdık gibi gelmek
...
Gözü kapalı
1. Düşünmeden, güvenle, hiç duraksamadan. -2. çevre sinde olup bitenlerden habersiz.
...
Gözü yılmak (bir şeyden)
Daha önce denenen ve başarısız olunan bir işi yapmaya girişmekten çekinmek.
...
Gözüm çıksın
“Doğru söyle miyprsan» gözlerim kör olsun.” anlamın da.
...
Gözün aydın
“Seni sevindiren olay kutlu olsun.” anlamında.
...
Gözünü ayırmamak (alamamak) (bir şeyden, birinden)
Ona sürekli olarak bakmak, bakışlarını ondan, oradan ayıramamak.
...
Gözünü daldan budaktan esirgememek (sakınmamak)
Olur olmaz işlere girişmekten kaşınmamak, tehlikeleri önemsememek.
...
Gözünü kırpmadan
çekinmeden, korkusuzca.
...
Gözünü kırpmamak
Hiç uyumamak.
...
Gözünün yaşına bakmamak
Ağlayıp sızlanmasına aldırış etmemek, acımamak.
...
Gözyaşı
– Gözyaşı bezlerinin salgıladığı, bazı etkilerle akan duru sıvı damlacıklarından her biri, yaş
...
Grek uygarlığı
– Helenizm
...
gremse altın
– iki buçukluk altın
– 10 adet çeyrek altına eş değer altın. Kulplu ağırlığı 18.15 gram olan gremsenin has miktarı ise 16.05 gram
...
güç kaynağı
Elektrik enerjisini depolayan ve akımın kesilmesi sırasında kullanılmasını sağlayan aygıt
...
güçlü tartışma
– muharebe
...
Güçlük çıkarmak (birine)
Bir iş yapılırken engeller, zorluklar yaratmak; müşkilat çıkarmak, zorluk çıkarmak.
...