– (-i) Kakma işini yaptırmak
– İtmek, itelemek, itiştirmek
...
Arama Sonucu – "Duş ı ıztırar"
kalabalık
– Çok sayıda insanın bir araya gelmesiyle oluşan insan topluluğu
– Gereksiz, karışık şeyler topluluğu.
– sıfat. Sayıca çok
...
kalabalıktan korkma hastalığı
– oklofobi
...
kalanlı bölme
– matematik. Bölünenden artanın, sıfırdan farklı bir sayı olduğu bölme işlemi
...
Kalayı basmak (birine)
Ona küfür etmek, sövmek.
...
Kalayı yemek
Kendisine küfredilmek.
...
kalbin düzensiz atışı
– aritmi
– taşikardi
...
kalbin normalden hızlı atması
– taşikardi
...
Kalbini kırmak
– Uygunsuz sözle ya da davranışla bir kimseyi gücendirmek; gönlünü kırmak.
...
Kaldı ki
Bundan başka, bununla birlikte.
...
kaldıraç
– Az bir kuvvet ile büyük bir yükü kaldırmaya yarayan, bir dayanma noktası üzerinde hareket edebilen, inip kalkabilen sert çubuk, manivela
– mekanik: Bir dayanma noktası üzerinde oynayabil ...
kaldırıcı
– teknik. Kriko
– mekanik: Ağır bir nesneyi, kolu işletilerek kaldırmaya yarayan araç.
...
Kaldırım mühendisi
işsiz güçsüz, bir iş tutamayıp vaktini sokaklarda dolaşarak geçiren kimse.
...
Kaldırıma düşmek
Ucuz fiyatla satılmaya başlamak.
...
Kaldırmaç
– genel uygulayım: Yapımevlerinde, yükü kaldırmak için kullanılan, alttan çatal kolu, önden kaldırma düzeni bulunan araç
– Fr. Erecteur
– İng. forklift
...
kalıb
1.kalıp. 2.beden.
...
kalıb
1.kalıp. 2.beden.
...
Kalıbı kıyafeti yerinde
Görünüşü gösterişli olan (kimse).
...
Kalıbını basmak (bir şeye)
Onun doğruluğuna, öyle olduğuna tanık lık etmek.
...
kalıcı makyaj
– Özellikle dudak, göz çevresi ve kaşların belirginleştirilmesi amacıyla kişiye özel olarak seçilmiş renklerin iğne yardımıyla üst deriye zerk edilmesiyle yapılan ve çok uzun süre ciltte kalan m ...
kalıcı ruj
– Dayanıklılığını uzun süre koruyan ruj
...
Kalıcılık Ölmezlik
– Beka
...
kalım
– Kalma işi.
– Doğal seçimden sonra organizmaların yaşamaya devam etmesi. Bakilik.
– İng. survival
...
Kalın biçilmiş uzun tahta
– kalas
...
Kalın değnek
– sopa
...