Kavgacı, ağzı bozuk, terbiyesiz kadın.
...
Arama Sonucu – "Duş ı ıztırar"
mahfazalı
– sıfat. Mahfazası olan
– Korunan, mahfuz
...
mahıv
– Yok etme, yok olma
...
mahkeme duvarı
– Asık suratlı, kimseye gülmeyen, suskun duran kimseleri nitelemek için kullanılır.
...
mahkeme kapısı
– Mahkeme
...
mahkeme kararı
– huk. Dava sonunda açıklanan karar, hüküm.
...
mahkeme kararının dayandığı hukuki sebep
– gerekçe
...
mahmur bakış
– Yumuşak, süzgün bakış
...
mahz-ı hakikat
– Gerçek mahiyet, gerçeğin aslı.
– En doğrusu, en gerçeği.
– Sadakatın, bağlılığın, doğruluğun, kadirbililiğin ta kendisi.
– Tam bir hakikat.
– Hakikatin, gerçeğin ta ken ...
makam tazminatı
– Yüksek makamda görevli bulunanlara aylık maaşları dışında fazladan ödenen ücret, makam ödeneği
...
Makaraları koyuvermek (salıvermek, zaptedememek)
Kendini tutamayıp kahkahalarla gülmek.
...
makasıd
maksatlar.
...
makina yağı
– bk. makine yağı, gres
...
makine parkı
– Bir işletmenin yüklendiği işi yapabilmesi için sahip olduğu araç ve gerecin bütünü.
...
makine yağı
– Rafine edilmiş bir yağlama yağı ile bir sabunun, istenen kıvama göre değişen oranlarda iyice karıştırılmasından elde edilen yarı koyu yağlama yağı, gres, gres yağı
...
maksat hasıl olmak
– amaca ulaşılmak, amaç gerçekleşmek
...
mal beyanı
– hukuk. Mal bildirimi
...
mal canın yongasıdır
– “insan, malına gelen zarardan, canına gelmişçesine acı duyar” anlamında kullanılan bir söz
...
mal canlısı
– sıfat. Mala çok düşkün, malı çok seven
...
mal malamatı örter
– Zenginlik, bir kişinin ayıplarını, kusurlarını kapatır
...
mal varlığı
– hukuk. Bir kişiye ait para ile ölçülebilen hakların bütünü, mamelek
...
malcı
– Mal alıp satan kimse
...
mali yıl
– ekonomi. Her yıl bütçenin uygulanması için martın birinden başlayıp ertesi yıl şubat sonunda kapanan süre
...
maliyet fiyatı
– ticaret. Bir malın çeşitli üretim ve dağıtım dönemlerinde, o döneme kadar yapılan harcamaların bütünü, doğal fiyat, normal fiyat
...
malı taşı
– denizcilik. Bazen kayıklarda çıpa yerine kullanılan, ipe bağlı büyükçe taş
...