– kader, ezeli takdir, yazı, hayat, mukadderat, takdiriilahi
...
Arama Sonucu – "Duş ı ıztırat"
alınabilecek en yüksek skor
– tam puan
...
alıngan
– sf. Çabuk gücenen, kırılan
...
alınganlık
– Alıngan olma durumu
– Bir özdeğin mıknatıslanma yeğinliğinin mıknatıslama kuvvetine oranı
– Bir içyüküldeki ucaylanımın, bu ucaylanıma neden olan elektriksel alan yeğinliğine oranı ...
alınmak
– (nsz, -e) Alma işi yapılmak
– Elde edilmek
– (-den) Uyarlanmak.
– (-e, -den) mec. Bir sözün, bir davranışın kendisine söylediğini veya yapıldığını sanarak incinmek, kırılmak
...
alınsalık
Atın bir koşum parçası
...
alıntı
– edebiyat. Bir yazıya başka bir yazarın yazısından alınmış parça, aktarma, iktibas.
– dil bilgisi. Başka bir dilden alınmış kelime.
– Kırpıntı, küçük parça.
– Bir kitaptan, bi ...
alıntı yapmak
– alıntı yapmak
...
alıntılama
– Alıntılamak işi
...
alıntılamak
– (-i, -den) ed. Bir yazıya başka bir yazarın yazısından cümle veya cümleler almak, alıntı yapmak, aktarmak, iktibas etmek
...
alıp götürmek
– yakalayıp götürmek, derdest etmek
– aparmak, sürüklemek
– Latince. alluere
...
Alıp verememek (biriyle, bir şeyle)
Onunla arasında bir sorun olmak, anlaşamamak, geçinememek.
...
alışılmak
– (-e) Bir şeye alışmış duruma gelinmek
...
alışılmış
– sıfat. Her zamanki, mutat
...
alışılmış olan
– menus
...
alışkanlık (ALIŞKANLIK)
– Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, ünsiyet
– Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.
– İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beli ...
alışkanlık huy
– itiyat
...
alışkın
– sıfat. Bir şeye veya bir şey yapmaya alışmış olan, alışkan, alışmış.
...
alıştırma
– Alıştırmak işi
– Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılan tekrar, temrin, talim, egzersiz
– Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde ...
alışveriş
– ticaret. Satın alma ve satma işi, alım satım, iş, muamele, ahzüita, aksata, pazar
– İlişki, münasebet
...
alışveriş fiyatı
– piyasa
...
alışverişte durgunluk
– kesat
– yokluk, kıtlık
...
alız
– Zayıf, cılız.
– Yaz ekini.
– Aşılanmamış dağ armudu.
– Kurnaz, sinsi ve açgözlü: O ne alız tilkidir, bilirim ben onu.
...
alkarısı
– hlk. Lohusalara musallat olarak onları boğduğu sanılan görüntü.
– Loğusa ve yeni doğmuş bebeklere musallat olarak onları boğduğu sanılan ve samanlıkta dolaşarak atların yelesini ördüğüne ...
alkış
– Bir şeyin beğenildiğini, onaylandığını anlatmak için el çırpma, alkışlama, kargış karşıtı.
– Hayır, dua, iyi dilek, hayırlı dua
– İnsanın yaşamı yararına yapılmış olan olumlu bir i ...