Cesaretini yok etmek, yürekliliğini sarsmak, umut suzluğa düşürmek. ...
Arama Sonucu – "Kadın eş"
CEşER
Davarı otlamaya çıkarmak ...
ceset
– Ölü beden, naaş ...
cesim
– sf. esk. Büyük, iri, kocaman ...
CESiMi
(Ar.) Er. – iri, büyük. ...
cesimülcüsse
iri yapılı, iriyarı. ...
CEşiR
Büyük çuval ...
çeşit
– Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev
– Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.
– sf. Türlü
– ...
çeşit çeşit
– sf. Çeşitli olan, türlü türlü
– Değişik değişik ...
çeşitkenar
– sıfat, matematik. Kenarlarından hiçbiri ötekine eşit olmayan (çokgen). ...
çeşitkenar üçgen
– matematik. Üç kenarı da ayrı uzunlukta olan üçgen ...
çeşitleme
– Çeşitlemek işi
– Farklı olma durumu, farklılık
– müzik. Belli bir temayı değişik armoni, melodi ve ritimle süsleyerek yeniden çalma, varyasyon ...
çeşitlemek
-i Bir şeyin çeşidini artırmak. ...
çeşitlendirmek
-i Çeşitlerini artırmak. ...
çeşitli
– sıfat. Çeşidi çok olan, türlü, mütenevvi ...
çeşitlilik
– Çeşidi çok olma durumu, izge, yelpaze, tenevvü, spektrum, skala ...
CESLE
Kara karınca ...
çeşm
– göz ...
çeşman
– gözler. ...
çeşmderide
arsız. ...
çeşme
– Genellikle yol kenarlarında herkesin yararlanması için yapılan, borularla gelen suyun bir oluktan veya musluktan aktığı, yalaklı su hazinesi veya yapısı, pınar ...
çeşme zıvanası
– masura ...
çEşMiAHU
(Fars.) Ka. – Ahu gözlü kadın, ceylan gözlü güzel. ...
çeşmibülbül
– Üzeri beyaz, sarmal süsler ve çiçek motifleri ile bezenmiş cam işi
– Camdan yapılmış, üzeri sarmal süsler ve çiçek örgeleri ile bezenmiş bir çeşit sürahi. ...
çEşMiNAZ
(Fars) Ka. 1. Süzerek bakma, bakış. 2. Nazlı nazlı bakan göz. 3. Güzel gözlü sevgili. ...