1. Kazanmak, elde etmek. -2. Bulmak. -3. Yakalamak.
...
Arama Sonucu – "Kauçuktan yapılöış şey"
Elini eteğini çekmek (bir şeyden)
O şeyle ilgisini tümüyle kesmek.
...
Elini kolunu bağlamak (bir şey, birinin)
O şey onu hiçbir iş yapamayacak duruma getirmek.
...
Elini sürmek (bir şeye, birine)
1. bk. elini sürmemek. -2. Birine her hangi bir kötülük yapmak; dövmek, tecavüz etmek.
...
Elini sürmemek (bir şeye)
1, O şeyi eline almamak, o işi yapma mak. -2. Tenezzül etmemek.
...
Eliyle koymuş gibi (bulmak) (bir şeyi, birini)
Aradığını hemen, kolayca (bulmak).
...
Emek vermek (bir şeye) (birine)
1. Bir şeyin meydana gelmesi için özen göstererek çok çalışmak. -2. Bir kimsenin yetişmesi işin büyük çaba harcamak.
...
Endazeye vurmak (bir şeyi)
Onu hesaplamak, ölşmek.
...
Endişe duymak (bir şeyden)
O şey işin kaygılanmak, tasalanmak.
...
Es geçmek (bir şeyi, birini)
üzerinde durmamak, aldırış etmemek, boş vermek, önemsememek.
...
eşey
– biyoloji. Cinsiyet
– hayvan bilimi. Bir organizmanın dişi veya erkek olarak sınıflandırılmasını sağlayan görev, yapı ve karakter topluluğu
...
eşey ana hücresi
– (Yun. gametes: koca; gonos: döl) Eşey organlarında eşey hücrelerini meydana getiren ana hücreler. Gametogonyum.
– İng. gametogonium
...
eşeyli üreme
– İki bireyin bir araya gelmesini gerekli kılan ve gametlerin birbirleriyle döllenmesini sağlayan üreme biçimi
...
eşeysiz üreme
– biyoloji. Eşey hücreleri oluşturmaksızın, bölünme yoluyla çoğalma
...
eski adı seylan olan ülke
– Sri Lanka
...
eşşeyh
eşgek: eşek. || eşşeyh sırti: yukarıdan aydınlanmaya mahsus pencere
çahçavi
...
Evirmek çevirmek (bir şeyi)
O şeyin her tarafını iyice gözden geçirmek.
...
Eyvallah demek (bir şeye) (birine)
– Hoş görerek kabul etmek veya edilmek
– Hoşça kalın, sağlıcakla kalın demek.
...
Eyvallahı olmamak (birine, hiç kimseye)
Kimseye gönül borcu, minneti olmamak.
...
Fatiha okumak (bir şeye, ruhuna)
O şeyden umudunu kesmek.
...
Fellik fellik aramak (birini, bir şeyi)
– zf. Telaşla, heyecanla, koşarak, koşuşturarak, fellek fellek
...
Fenaya çekmek (bir şeyi)
O şeye kötü bir anlam vermek.
...
Fikir almak (birinden, bir şeyden)
1. Bir konuda yetkili bir kimse den bilgi almak, o kişinin düşüncesini sormak. -2. O konuda bilgi sa hibi olmak.
...
Fikir vermek (birine) (bir şey)
-I.Bir konuda yol gösterici nitelikteki düşüncesini bildirmek. -2. insanı bir düşünceye, inanca ulaştırmak.
...
Fırsat vermek (tanımak) (bir şeye, birine)
Bir işi gerçekleştirmek için uygun durum hazırlamak; zaman vermek.
...