Onun nasıl olacağını düşünmek, onu gözünde canlandırmak, tasarlamak.
...
Arama Sonucu – "Kauçuktan yapılöış şey"
Göz ucuyla bakmak (bir şeye)
Başını şevirmeden gözleriyle yan dan, sezdirmeden bakmak.
...
Gözden çıkarmak (bir şeyi)
– Bir şeyin elden gitmesine isteyerek ya da istemeyerek razı olmak, onu feda etmeye karar vermek.
...
Gözden geçirmek (bir şeyi)
1. Ne olduğunu anlamak için ona iyice bakmak, incelemek. -2. Onu okumak.
...
Göze almak (bir şeyi)
Bir işi gerçekleştirmek için ortaya çıkabilecek bütün engelleri, tehlikeleri kabullenmek.
...
Gözlerinden okumak (bir şeyi)
Düşünce ve niyetlerinin ne olduğu nu bakışlarından anlamak.
...
Gözlerini alamamak (bir şeyden, birinden)
Duyduğu hayranlık nedeniyle bakışlarını onun üzerinden ayıramamak.
...
Gözü alışmak (bir şeye)
iyi seşemediği bir şeyi bir süre sonra net olarak görmeye başlamak.
...
Gözü hiçbir şey görmemek
– heyecana kapılıp başka hiçbir şeyle uğraşamaz duruma gelmek
– bendini bütünüyle işine verip hiçbir başka şeyle ilgilenmez olmak
– öfkesinden ötürü sonucunun ne olacağını bilmediği ...
Gözü ilişmek (bir şeye)
Onu farkında olmadan görmek
...
Gözü kesmek (bir şeyi) (birini)
Bir işi kendisinin ya da adı geçen kişinin yapabileceğine inanmak
...
gözü kör olsun (bir şeyin)
– bazı zorunlu durumlarda zararı istemeyerek kabullenmeyi anlatan bir söz
– gereksinim duyulan şeyin yokluğunda söylenen bir söz
...
Gözü olmak (bir şeyde, birinde)
Onu elde etmeyi çok istemek.
...
Gözü tutmak (birini, bir şeyi)
Onu beğenmek, ona güvenmek.
...
Gözü yememek (bir şeyi)
Onu yapmaya bir türlü karar verememek; göze alamamak.
...
Gözü yılmak (bir şeyden)
Daha önce denenen ve başarısız olunan bir işi yapmaya girişmekten çekinmek.
...
Gözüm görmesin (birini, bir şeyi)
“Artık onu görmek istemiyorum.” anlamında.
...
Gözünde büyümek (bir şey)
Bir şey olduğundan daha büyük ve güç görünmek.
...
Gözünde büyütmek (bir şeyi) (birini)
Onu abartmak, olduğundan büyük ve önemli görmek.
...
Gözünde tütmek (bir şey, yer, kimse)
– Onu çok özlemek; burnunda tütmek.
...
Gözüne kestirmek (birini) (bir şeyi)
1. Onun bir işi başarabileceği ne inanmak. -2. Bir şeyi beğenmek, ele geçirebilmeyi tasarlamak.
...
Gözünü ayırmamak (alamamak) (bir şeyden, birinden)
Ona sürekli olarak bakmak, bakışlarını ondan, oradan ayıramamak.
...
Gurur duymak (biriyle, bir şeyden)
Onunla övünmek, gururlanmak.
...
Haberi olmak (bir şeyden)
Onun hakkında bilgisi olmak.
...
Hacet kalmamak (bir şeye)
Gereği olmamak, gereği kalmamak.
...