– Artık onu işe yaramayacak, kullanılamayacak duruma getirmek
...
Arama Sonucu – "Kauçuktan yapılöış şey"
HüSEYiN
(Ar.) Er. 1. Küçük sevgili. 2. Hz. Muhammed (s.a.s.)in torunu, Hz. Alinin küçükoğlu.
...
ibret almak (bir şeyden)
– Ondan gereken dersi çıkarmak; ders almak.
...
ibret olmak (bir şey birine)
– ders olmak
...
icabına bakmak (bir şeyin, birinin)
– gereğini yerine getirmek
– bir kimseyi yok etmek, ortadan kaldırmak
...
içi çekmek (bir şeyi)
– Bir şeye karşı içinde istek duymak. (Kars. Canı çekmek, gönlü çekmek.)
...
içi götürmemek (dayanmamak) (bir şeyi)
– Acıklı bir duruma dayanamamak; yüreği dayanmamak
– Onu kıskanmak
– Vicdanı el vermemek.
...
içilecek şey
– içit, içecek, nuş
...
içilecek şey meşrubat
– içecek
...
içinde bir şeyler öğütülen kap
– havan
...
içinden geçirmek (bir şeyi)
Onu düşünmek, tasarlamak.
...
içini kemiren şey
– kurt
– kuruntu, vesveve, evham
...
ifrata vardırmak (bir şeyi)
– bir şeyin ölçüsünü kaçırmak
...
ifrit olmak (kesilmek) (birine, bir şeye)
Ona çok kızmak, öfkelenmek. (Kars. çileden çıkmak.)
...
ihtimal vermemek (bir şeye)
Onun gerçekleşebileceğini düşünmemek, sanmamak.
...
ihtimam göstermek (birine, bir şeye)
– özen göstermek, dikkatle davranmak
...
ihtiyaç duymak (hissetmek) (bir şeye, birine)
– bir kimseyi veya bir şeyi gerekli saymak
...
iki eşeyli
– Erkek ve dişi eşey organları bir arada bulunan, iki cinslikli.
...
iki ucunu bir araya getirememek (bir şeyin)
1. Gelirle gideri denkleştirememek. -2. işleri yoluna koyamamak
...
ileri almak (bir şeyi)
1. öne almak. -2. Daha üstün bir yere geçirmek.
...
ileri gelmek (bir şeyden)
– oluşmak, meydana gelmek
– neden olmak
– bağlı bulunmak
...
ileri sürmek (bir şeyi)
– öne doğru yürütmek
– bir düşünceyi veya tasarıyı önermek, serdetmek
...
ilgi beslemek (bir şeye, birine)
– Ona karşı içinde merak duymak; alaka beslemek.
...
ilgi çekmek (bir şey, bir kimse)
ilgiyi üzerinde toplamak; alaka çekmek.
...
ilgi duymak (bir şeye, birine)
– bir işe, bir olaya, bir kimseye önem vermek, yakınlık duymak
...