Ondan iyice bıkmak, ona kat lanamaz duruma gelmek.
...
Arama Sonucu – "Kauçuktan yapılöış şey"
ilmini almak (bir şeyin)
Bir işin en ince yönlerini bile öğrenmek.
...
imlaya getirmek (bir şeyi)
Onu yola getirmek, düzeltmek.
...
insafına kalmak (bir şey, birinin)
Bir şeyin istenilen biçimde olabilmesi o şeyi yapacak kimsenin doğruluk duygusuna ve isteğine bağlı olmak.
...
iple çekmek (bir şeyi)
O şeyin zamanının gelmesini sabırsızlıkla beklemek.
...
iş edinmek (bir şeyi)
Onu görev olarak kabul etmek, onunla sürekli ilgilenmek.
...
işi (bir şeye) vurmak (dökmek)
Başka bir biçimde davranmak, …gibi görünmek.
...
işi almamak (bir şeyi)
1. Onu midesi kaldırmamak, kabul etmemek. -2. Hoşlanmadığı bir şeyi yapmak istememek.
...
işi ısınmak (birine, bir şeye)
Ondan hoşlanmak, onu sevmek.
...
işine atmak (bir şeyi)
1. üzüntüsünü kimseye bildirmemek. -2. Ken disine yapılan kötüKiklere belli bir tepki göstermemekle birlikte bunları unutmamak.
...
işine etmek (sıçmak) (bir şeyin)
Onu kötü bir duruma getirmek.
...
Işık tutmak (bir şeye) (birine)
1. Bir yeri ışıkla aydınlatmak. -2. Bel li bir konuda düşünceleriyle ona önderlik etmek, yol göstermek.
...
Isıtıp ısıtıp önüne koymak (bir şeyi)
Daha önce söz konusu olan bir konuyu ikide bir gündeme getirmek. (Kars. Temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp öne sürmek.)
...
Iska geçmek (birşeyi)
1. Hedefi tutturamamak. -2. önem vermemek, üzerinde durmamak, atlamak.
...
Iskartaya çıkarmak (bir şeyi)
Onu işe yaramaz duruma geldiği işin aytnp bir kenara koymak.
...
Istırap vermek (bir şey, birine)
– O şey o kimsenin acı çekmesine yol açmak.
– O şey, o kimseyi üzmek.
...
itibar etmek (birine) (bir şeye)
1. Ona saygı göstermek -2. Onu dikkate almak önemsemek
...
iyiye şakmek (yormak) (bir şeyi)
Bir düşünceyi ya da olayı iyi (o-lumlu) yönden değerlendirmek.
...
Kabahat bulmak (birine) (bir şeye)
1. O kimsede suç, kusur ara mak. -2. Bir şeyde eksik bir yan, kusur aramak.
...
Kafası almamak (bir şeyi)
1. Onu anlayamayacak durumda olmak. -2. Onun olabileceğine inanmamak, -3. Onu anlayamamak, kavrayamamak; havsalası almamak.
...
Kafası bozulmak (bir şeye, birine)
Ona kızmak, öfkelenmek, sinir lenmek.
...
Kafasına koymak (bir şeyi)
– kararını önceden vermiş olmak, önceden şartlanmak, bir şey yapmaya kesin karar vererek zamanını beklemek
...
Kafasından çıkarmak (bir şeyi, birini)
Onu unutmak, ondan vazgeçmek; aklından çıkarmak.
...
Kafasını kaldırmamak (bir şeyden)
Hep o şeyle meşgul olmak; ba şını kaldırmamak.
...
Kafayı takmak (bir şeye)
Hep onu düşünmek, onunla uğraşmak (Kars. Aklı takılmak.)
...