Onu yazmak, yazıya geçirmek.
...
Arama Sonucu – "Kauçuktan yapılöış şey"
Kalıbını basmak (bir şeye)
Onun doğruluğuna, öyle olduğuna tanık lık etmek.
...
Kamış atmak (bir şeye), (birine)
1. Olumlu yönde gelişen bir işi bozmak. -2. Onu kandırmak, aldatmak.
...
Kanıyla ödemek (bir şeyi)
Yaptığı kötü iş sonunda yaşamını yitir mek.
...
Kapanın elinde kalmak (bir şey)
Bir şey daha açık göz olanların ve çabuk davranabilenlerin malı olmak.
...
Kapı açmak (bir şeye) (bir şeyden)
– bir şeyin sözünü etmek veya bir işe başlamak
– pazarlığa çok yüksek bir fiyatla başlamak
...
Kapıya dayanmak (bir şey) (biri)
1. Gelip çatmak, zamanı gelmek. -2. Bir şey elde etmek için zorlamak, gözünü korkutmak.
...
Karambole gelmek (bir şey)
Karışıklığa rastladığı için o şeyin üzerin de gereği gibi durulmamak.
...
Karambole getirmek (birini) (bir şeyi)
1. Karışıklıktan yararlanarak onu aldatmak. -2. Bir işi çabuk yaparak göz boyamak.
...
Karanlık görmek (bir şeyi)
Bir şeyin geleceği, sonu konusunda ka ramsar olmak.
...
Karine ile anlamak (çıkarmak) (bir şeyi)
Onu sözün gelişinden anlamak.
...
Karşı çıkmak (bir şeye) (birine)
1. Ona itiraz etmek, cephe almak. -2. Onu karşılamaya gitmek.
...
Karşı durmak (bir şeye, birine)
Ona direnmek, boyun eğmemek. Karşı gelmek (birine)
...
Karşı olmak (bir şeye)
Ona katılmamak; onun öyle yapılmasına uy gun görmemek. Karşısına almak (birini)
...
Karşılık vermek (birine, bir şeye)
1. Ona karşı gelmek, baş kaldırmak. -2. Ona yanıt vermek, cevap vermek.
...
Kasıp kavurmak (bir şeyi, ortalığı)
1. Bir doğal afet gibi çevreye büyük zarar vermek. -2. Bir zorba, katı ve acımasız tutumuyla çevresindekiler de korku, dehşet uyandırmak.
...
Kasvet vermek (bir şey birine)
– sıkıntı vermek
...
Kauçuktan yapılmış şey
– lastik
...
kayıp olan şey
– yitik, zayi
...
Kayıtsız kalmak (bir şeye, birine)
Ona önem vermemek, onu umur samak, onunla ilgilenme gereği duymamak; lakayıt kalmak.
...
Kayıttan düşmek (bir şeyi)
Bir şeyin adını, numarasını defterde sil mek.
...
Kedi ciğere bakar gibi bakmak (bir şeye)
Canının çektiği bir şeye iştahla bakmak.
...
Kendi halinde (haline) bırakmak (bir şeyi, birini)
1. üzerinde çalışmamak -2. Onunla ilgilenmemek, ona karışmamak.
...
Kendine mal etmek (bir şeyi)
Onu benimsemek, kendinin saymak.
...
Kendini alamamak (bir şeyden)
Bir işi yapmadan edememek.
...