(Ar.) Er. – Büyük beni Amir b. şaşaa grubuna dahil bir Arap kabilesi. Kuşeyri
...
Arama Sonucu – "Kauçuktan yapılöış şey"
Kuşsütünden başka her şey var
“Her türlü yiyecek, içecek var”, an lamında.
...
Kuvvet almak (bir şeyden, birinden)
– herhangi bir yardımla gücü artmak, kuvvetlenmek
...
Kuvvet bulamamak (bir şeye)
– cesaret edememek
– göze alamamak.
...
Mahal kalmamak (bir şeye)
Gerek kalmamak, gereği olmamak.
...
Mahal yok (bir şeye)
Gereği yok.
...
Mahkum etmek (birini, bir şeye)
1. Mahkeme yargılayıp ceza ver mek. -2. Kötü bir duruma sürüklemek. -3. Bir işi yapmaya mecbur et mek.
...
Mal etmek (bir şeyi kendine) (bir şeyi bir şeye)
1. Kendisine ait olmayan bir şeyi kendisinin yapmak. -2. Bir malı belirli bir para ile yapmış ya da sağlamış olmak.
...
Maskara etmek (birini) (bir şeyi)
1. Onu gülünş, rezil duruma getir mek. -2. Onu bozmak, berbat etmek, işe yaramaz duruma getirmek.
...
Maymuna benzetmek, (çevirmek, döndürmek) (bir şeyi, birini)
– Onu gülünç ve çirkin duruma sokmak
...
merak etmek (bir şeyi)
– anlamak veya öğrenmek istemek
– kaygılanmak
...
Meşgul olmak (bir şeyle, biriyle)
1. Vaktini o işe (şeye) vermek. -2, Onunla uğraşmak. -3. Onunla oyalanmak.
...
Metelik vermemek (Bir şeye)
Ona değer, önem vermemek, aldırış etmemek. ‘
...
Meydan vermemek (bırakmamak) (bir şeye)
Kötü bir durumun yaratılmasına fırsat vermemek
...
Meydana vurmak (bir şeyi)
Onu belli etmek, ortaya çıkarmak
...
Meydandan kaldırmak (bir şeyi)
Onu saklamak, gizlemek, yok et mek; ortadan kaldırmak.
...
Meydanı (bir şeye, bir kimseye) bırakmak
1. Savunduğu şeyden vazgeçmek -2. Yarışmadan çekilmek
...
Midesi bulanmak (bir şeyden)
1. Kusacak duruma gelmek. -2. iğ renmek, tiksinmek. -3- içkillenmek, kuşkulanmak
...
Mim koymak (bir şeye)
1. Unutulmaması için işaret koymak. -2. Uy gun görülmeyen davranışını tekrarlamaması için bir kimseye uyarıda bulunmak. -3. önemli görerek üstünde ısrarla durmak.
...
Muaf tutmak (birini, bir şeyden)
Ona bir ödev ya da yükümlülük ko nusunda ayrıcalık tanımak
...
Mukayyet olmak (bir şeye) (birine)
– Onu gözetmek, korumak
...
mumla aratmak (bir şey başka bir şeyi)
– daha kötü olan yeni bir şey, bir durum, bir kimse, pek iyi olmayan eskisini aratmak
...
müşeyyed
– Yüksek ve sağlam yapılmış, aşılmaz, muhkem (binâ)
...
Nazar değmek (bir şeye, birine)
Uğursuzluk, kötülük gibi olumsuz sonuçlar veren kıskanç bakışlardan ötürü fena bir duruma düşmek; göz değmek.
...
Nazarı itibara almak (bir şeyi, birini)
Ona önem ve değer vermek
...