sel.
...
Arama Sonucu – "Kauçuktan yapılöış şey"
seylab
sel suyu.
...
seylabe
sel suyu.
...
SEYLAN
(Ar.) – Akma, akış. – Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
...
seylap
– Ar. (seyl) + Far. (ab)
– Su baskını, taşma, taşkın, feyezan, sel, sel suyu
...
seylhiz
su taşkını, taşkın.
...
şEYMA
(Ar.) 1. Bedeninde ben veya benzer bir izi olanlar. 2. Hz. Peygamberin süt kardeşi.
...
seymen
– Köyden köye gelin almaya giden güvey yanlısı, atlı, davullu, zurnalı, silahlı ve cepken giyinmiş delikanlı alayı.
– Asker, kolcu.
– Düğünde yerel giysiler giyinmiş genç topluluğu
& ...
seyr
– yürüme.
– gezi.
– izleme.
– Seyir, seyretme // seyr etmek: temaşa etmek
...
seyr etmek
izlemek.
...
seyran
– Gezme, gezinme, bakıp seyretme, gezinti
...
seyrangah
gezinti yeri.
...
seyrek
– sf. Benzerleri veya parçaları arasında çok aralık bulunan, aralıklı, sık karşıtı
– Çok bulunmayan, az rastlanan, nadir.
– zf. Aralıklı olarak, aralıklı bir biçimde, arada sırada, b ...
seyrek bitmiş ekin
– ot, alaz, ağaç
...
seyrek, az bulunur
– nadir
...
seyreltici
– Seyreltmeyi sağlayan madde.
– Bir özdeğe eklenerek onun yığınsal oylumunu ya da kütlesini artıran, çözünen özdeğin derişiminin azalmasını sağlayan ve tepkime vermeyen bir sıvı ya da katı ...
seyreltik
– sıfat, kimya. Seyreltilmiş olan, derişik karşıtı
...
seyreylemek
– Bir şeyi seyretmek, geriden gözlemek
...
seyrfilmenam
uyurgezer.
...
seyrüsefer
trafik, gidişgeliş.
...
şeytan
– Hz. Adem’e secde etmediği için cennetten kovulan, insanları Allah’ın emirlerine karşı kışkırtan, kötülüğe yönelten cin, iblis
– Kötü düşünceli, kötü niyetli kimse
– Çok ...
şeytan diyor ki
“içimden şu kötülüğü yapmak geçiyor.” anlamında. ‘şeytan dürtmek
...
şeytan görsün yüzünü
“Artık onu sevmiyor ve onunla hiç karşılaş mak istemiyorum.’ anlamında.
...
şeytan kulağına kurşun
“Bu konuda, işte şimdiye değin hiçbir kötülükle karşılaşmadım, umarım şeytan bu durumu bilmez ve işimi bozmaz.* anlamında.
...
şeytana külahı (pabucu) ters giydirmek
çok kurnaz ve becerikli olmak.
...