Onu bozmak, berbat etmek.
...
Arama Sonucu – "Kauçuktan yapılöış şey"
Borç bilmek (bir şeyi)
Bir şeyi yapmayı, kendisi işin zorunlu bir görev olarak kabul etmek.
...
Boş vermek (bir şeye, birine)
Ona önem vermemek, aldırmamak.
...
Boy ölçüşmek (biriyle) (bir şeyle)
Yeterliğini,, üstünlüğünü göstermek için onunla yarışmak.
...
bucak bucak kaçmak (saklanmak) (birinden, bir şeyden)
bir olay, bir durum veya bir kimseyle karşılaşmamaya çalışmak
...
Bulantı vermek (bir şey birine)
O şey onu kusacak duruma getir mek, midesini bulandırmak.
...
Bülbül gibi söylemek (bir şeyi)
Hiçbir şeyi saklamadan, herşeyi soylemek.
...
Burnunda tütmek (bir şey, yer, kimse)
– Onu çok özlemek, istemek, aramak; gözünde tütmek.
...
Burnunu sokmak (bir şeye)
– Kendisini ilgilendirmeyen işe karışmak.
– gerekmeden her işe karışmak
...
Burun buruna gelmek (biriyle, bir şeyle)
Onunla beklenmedik bir anda karşılaşmak (Kars. Yüz yüze gelmek.)
...
Burun kıvırmak (bir şeye)
– önem vermemek, küçümsemek, beğenmemek
...
Buzdolabına koymak (bir şeyi)
Bir sorunun çözümünü ileri ki bir tarihe bırakmak. (Kars. Askıya almak.)
...
Cam, camdan yapılmış bir şey
– sırça
...
Can atmak (bir şeye, bir şey yapmaya)
– şiddetle arzu etmek, çok istemek
– Onu elde etmeyi, herhangi bir duruma kavuşmayı çok istemek.
...
Can dayanmamak (bir şeye)
1. Kötü, aa bir durum karşısında da yanıklılığını yitirmek. -2. Sevinşli bir durumdan hoşnut olmak.
...
Can kulağı ile dinlemek (birini, bir şeyi)
Anlatılanları iyice kavrama ya çalışarak, dikkatlice dinlemek.
...
çanak tutmak (açmak) (bir şeye)
– davranışları veya sözleriyle kötü bir sonuca yol açmak
...
Canı çekmek (bir şeyi)
Onu istemek, arzulamak, ona imrenmek. (Kars. Ağzı sulanmak, gönlü çekmek.)
...
Canı gitmek (bir şeye)
özen gösterilen, üzerine titrenen bir şeye za rar gelecek diye çok kaygılanmak.
...
Canı istemek (bir şeyi)
– Bir şeyi yapmaya ilgi, heves duymak.
– Bir şeye karşı içinde istek uyanmak.
...
çarşur etmek (bir şeyi)
Elindeki parayı vb’yi gereksiz yerlere harca yıp tüketmek.
...
Cebine indirmek (atmak) (bir şeyi)
Hakkı olmayan bir şeyi kendine mal etmek.
...
çekeceği olmak (birinden, bir şeyden)
Karşılaşacağı kötü durumlar olmak.
...
Cesaret etmek (bir şeye)
Tehlikeli bir işe korkmadan girişmek, güçlüğü ya da tehlikeyi göze almak.
...
Cevap vermek (bir şeye)
Bir gereksinimini karşılamak.
...