Gerçekleşmesi güç hayaller kurmak
...
Arama Sonucu – "Ma' sûma"
Yeğ tutmak (bir şeyi, bir şeye)
Onu dizelerinden üstün görmek, ter cih etmek.
...
Yemin etsem başım ağırmaz
“Sözünü ettiğim şeyin doğru, gerçek olduğuna hiç korkmadan yemin edebilirim.” anlamında.
...
yeniden tasarımlama
– Bir tasarımı yeniden gözden geçirme, restitüsyon
...
yeniden yapılanma
– Bir kurum, kuruluş veya işletme personel ve çalışma düzeni bakımından yeni bir yapıya kavuşma
...
yer alıştırmaları
– spor. El ve bütün vücut bölümleri için, yeri bir dayanak yüzeyi veya bir tür araç gibi kullanarak düzenlenen hareketler
...
Yer almak (bir işte)
– Bir topluluğun içinde bulunmak.
– Ayrılan yerde durmak, bulunmak
– Adı bir yerde geçmek.
– Bir işi hazırlayanlar arasında bulunmak
...
Yer bulmak (biri) (birine)
1. Bir kimse belirli bir işe girmek. -2. Bir’ kimseyi belirli bir işe sokmak.
...
yer mantarı
– bitki bilimi. Domalan, keme, karakem
...
Yer tutmak
1. Belirli bir yer, hacim kaplamak -2. Bir yerin kendisine ayrılmasını sağlamak.
...
Yer yerinden oynamak
1. Bir olay toplumda büyük bir telaş, coşku, kargaşa, tedirginlik yaratmak. -2. Bir iş çok gürültülü ve telaşlı bir bi şimde yapılmak
...
Yerden bftme (yerden yapma)
(Alay yollu) çok kısa boylu (kimse).
...
Yerden yere çalmak (vurmak) (birini, bir şeyi)
1. Onu hoş olma yan sözlerle kötülemek, yermek. -2. Güreşte rakibini çok hırpalamak.
...
Yere bakmak
(Yaşlılar işin) ölümü yatan olmak.
...
Yere göğe koy(a)mamak (birini)
Onu nasıl memnun edeceğini bile memek; ona çok önem vermek.
...
Yeri göğü birbirine katmak
Büyük bir heyecan, korku, telaş yarat mak.
...
Yeri olmak
1. Uygun olmak -2. Sırası, zamanruygun olmak.
...
yeri soğumadan
– ayrılan bir kimsenin ardından çok zaman geçmeden
...
Yerinde duramamak
– sürekli kıpırdamak
– içi içine sığmamak
...
Yerinde olmak (birinin)
Onun durumunda, konumunda bulunmak.
...
Yerinde saymak
Bulunduğu konumda herhangi bir gelişme, aşama gösterememek.
...
Yerinden olmak
işini, sahip olduğu yeri yitirmek.
...
Yerine koymak (onu, bir şey, bir kimse)
Ona, söz konusu şey, kimse gözüyle bakmak, onu herhangi bir şey, kimse saymak.
...
Yerini doldurmak
1. Görevini gereği gibi ysprhakl -2. Birimle, o’isj daha önce yapan kimse kadar başarılı olmak
...
Yerini tutmak
1. Bir görevi, işi öteki kimse kadar başarılı biçimde yapabilmek -2. Bir ay başka bir şeyin yaptığı görevi yapabilecek durumda olmak
...