(Ar.) Ka. – Yassı düz ve geniş yüz, levha. Levha halinde bulunan maden, saç.
...
Arama Sonucu – "Saf, halis"
safil
aşağı, aşağıda.
...
SAFiNAZ
(Fars.) Ka. – çok nazlı, çok naz eden.
...
SAFiNUR
(Ar.) Ka. – çok nurlu, çok aydınlık, temiz kimse.
...
safir
ıslık.
...
safir
– mineraloji. Mavi renkli, değerli bir korindon türü, gök yakut
– Fransızca saphir
...
SAFiRE
(Ar.) Ka. 1. ince güzel ses. 2. Islık.
...
safiyane
– zarf. Safça
...
SAFiYE
(Ar.) Ka. – (bkz. şafi).
...
SAFiYET
(Ar.) Ka. – Saflık, temizlik, masumluk.
...
SAFiYüDDiN
(Ar.) Er. – Dini temiz, dini pak.
...
SAFiYULLAH
(Ar.) Er. 1. Temiz yürekli. 2. Hz. Ademin lakabı.
...
safkan
– sıfat. Irkının katışıksız özelliklerini taşıyan (at).
...
Saflık, masumluk
– Temizlik, safiyet
– Hulus, halislik, masumluk
– safvet, saffet, arılık
...
safra
– Balonlarda bulunan pilotların, yükselmek veya inişi yavaşlatmak istediklerinde attıkları ağırlık.
– denizcilik. Gemileri ve her boyda deniz aracını dengede tutmak, istenilen su düzeyine ...
safsaf
söğüt.
...
safsata
– Boş, temelsiz, asılsız söz
– Doğru olmadığı halde doğru gibi gِösterilen düşünce veya söz
...
safşikaf
düşman saflarını yaran savaşçı.
...
safşiken
düşman saflarını yaran savaşçı.
...
şaft
– tek. Bir makinenin dönme hareketini öteki parçalara aktaran ve ucuna dişli çarklar, tekerlekler veya pervane
bağlanan demir mil
– İng. shaft
...
saftaron
– sıfat. Saftirik
...
safvet
saflık, temizlik, arılık.
...
SAFVETULLAH
(Ar.) Er. – Hz. Muhammed (s.a.s)in isimlerinden.
...
SAFZEN
(a.f.i.) Er. – (bkz, Safder).
...
saksafon
– müzik. Genellikle pirinçten yapılmış, metal tuşlara basılarak çalınan, çoğunlukla bandolarda ve caz topluluklarında kullanılan bir tür üflemeli çalgı
– Fransızca. saxophone
...