Bir konudan söz etmek
...
Arama Sonucu – "a mak"
Demir atmak
– Gemi çıpasını denize salmak
– mec. Bir yerde uzun süre kalmak
– mec. Bir kimse bir yerde uzun süre kalmak
...
Denizden geçip derede boğulmak
bk çaydan geçip derede bo ğulmak.
...
depolamak
-i Saklamak veya korumak amacıyla ambara koymak, depo etmek, biriktirmek, ambarlamak.
-i, bilişim. Bir bellek cihazına veriyi yerleştirmek veya saklamak
...
Dereden tepeden (konuşmak)
şundan bundan, bir konudan diğeri ne geçerek (konuşmak).
...
Dereyi görmeden paçaları sıvamak
Ortada hiçbir neden yokken hazırlanmaya başlamak.
...
Ders almak (bir şeyden)
Genellikle kötü bir olaydan yararlı sonuç çıkarmak; ibret almak.
...
Ders olmak (bir şey, birine)
O şey bir kimse işin öğretici bir örnek oluşturmak; ibret olmak.
...
Dert yanmak (bir şeyden, birinden)
O şeyler, kimseyle ilgili şikayet te bulunmak.
...
Dertsiz başını derde sokmak
– Hiç gerekmediği halde, kendisi için tehlikeli ya da can sıkıcı olacak bir işe girişmek.
...
Desteksiz atmak
Bir şeyden abartarak söz etmek, bir temele dayan madan konuşmak.
...
destres olmak
ulaşmak, elde etmek.
...
destres olunmak
ulaçılmak
...
deve olmak
– para veya yiyecek kaybolmak
...
Devekuşu gibi başını kuma gömmek, (sokmak)
1. Bir tehlike anın da hiç yaran olmayacağı halde kendisini korumaya çalışmak. -2. Başkalarını aldattığını sanıp aslında kendisini aldatmak.
...
Deveyi havutuyla (hamutuyla) yutmak
Haksız çıkar sağlamak, hır sızlık etmek.
...
devralmak
-i Bir şeyi devir yoluyla almak, teslim almak
...
Devre dışı bırakmak
– konudan uzaklaştırmak, ilgilenmemesini sağlamak
...
devrileyazmak
– Devrilecek duruma gelmek
...
devşirip kaldırmak
– toplamak
...
Dibi kırmızı balmumuyla çağırmak (birini)
Onu özel bir önem vererek çağırmak.
...
Dibi tutmak
Kaynamakta olan bir tencerenin işindeki yemeğin dipte kalanı tencereye yapışmak.
...
Dik dik bakmak (birine, yüzüne)
O kimseye sert, kızgın, öfkeli bir ifa deyle bakmak.
...
Diken üstünde gibi (olmak)
Tedirgin, rahatsız (ot m ak).
...
Diken üstünde oturmak (durmak)
1. Eğreti bir biçimde oturmak. -2. Tedirgin bir durumda olmak. -3. Bulunduğu yerden her an gidecek, ayrılacakmış gibi olduğunu düşünmek.
...