O şey onu hiçbir iş yapamayacak duruma getirmek.
...
Arama Sonucu – "a mak"
Elini kolunu sallaya sallaya dolaşmak (gezmek)
Pervasızca, ser bestşe, şekinmeden dolaşmak.
...
Elini sıcak sudan soğuk suya sokmamak
Evde hiçbir işe el sürmemek, çok nazlı olmak.
...
Elini uzatmak (birine)
Ona yardım etmek, destek olmak.
...
Eliyle koymuş gibi (bulmak) (bir şeyi, birini)
Aradığını hemen, kolayca (bulmak).
...
Elle tutulacak tarafı kalmamak
1. Sağlam tarafı kalmamak. -2. Kendisine güvenilmemek.
...
emakin
mekanlar.
...
emek harcamak
– çaba göstermek
...
emsal olmak
– örnek olmak
...
Endazeye vurmak (bir şeyi)
Onu hesaplamak, ölşmek.
...
Endişe duymak (bir şeyden)
O şey işin kaygılanmak, tasalanmak.
...
endişenak olmak
kaygılanmak.
...
Engel çıkarmak (birine)
Bir işin yapılmasını zorlaştırmak.
...
Ense yapmak
– argo hiçbir iş yapmadan yan gelip yatmak
...
Ensesine yapışmak
Bir konuda sıkıştırmak. (Kars. Yakasına yapış mak.)
...
Erişmek kavuşmak
– ulaşmak, nail olmak, ermek, muradına ermek
...
Esamisi okunmamak
Hiç önem ve değer verilmemek, adı geçmemek.
...
eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmek (veya koymak)
– bir şeyi birinin aklına getirmek
...
Eşek kadar olmak
Büyüdüğü halde akıllanmamak.
...
eşik basamak
– söve
– asitan
...
Eski defterleri karıştırmak
Geçmişteki olayları bir yarar umarak ya da başka bir amaçla yeniden ele almak, anımsatmak.
...
eskiden saymak
– Hürmet etmek
– Tutmak, addetmek
– ta’dad etmek
...
Etekleri tutuşmak
– çok telaşlanmak, kaygıya düşmek.
...
Etekleri zil çalmak
– çok sevinmek
– alınan sevinçli bir haber üzerine telaşa ve heyecana kapılmak.
...
eti yumuşatmak için kullanılan sos
– terbiye
...