istediği bir yere (mevkiye, okula vb.) geş mek.
...
Arama Sonucu – "a mak"
Kapağı dar (zor) atmak
Kaşıp kurtulmak; rahat, tehlikesiz bir yere sı ğınmak.
...
kapaklanmak
– (nsz) Ayağı takılıp yüzüstü düşmek
– den. Yelkenli tekne güçlü rüzgar veya ansızın gelen sağanak etkisiyle devrilmek.
– Kapağı kapatılmak
...
Kapana düşmek (girmek, kısılmak, tutulmak, yakalanmak)
Ele geçmek, yakalanmak.
...
Kapana sıkıştırmak (birini)
1. Onu zor durumda bırakmak. -2. Onu hile yoluyla yakalamak.
...
Kapanın elinde kalmak (bir şey)
Bir şey daha açık göz olanların ve çabuk davranabilenlerin malı olmak.
...
Kapı açmak (bir şeye) (bir şeyden)
– bir şeyin sözünü etmek veya bir işe başlamak
– pazarlığa çok yüksek bir fiyatla başlamak
...
kapılanmak
– (-e) Bir işe girmek ve o işte devam etmek
– Bir işe girmek.
...
Kapının önüne koymak (birini)
Onu kovmak (Kars. Yol vermek.)
...
Kapısı (herkese) açık olmak
– Herkesin serbestçe konuk olarak gelebileceği evi olmak.
...
Kapısını aşındırmak
Bir kimsenin evine, yanına bir iş işin çok sık gi dip gelmek.
...
Kapıya dayanmak (bir şey) (biri)
1. Gelip çatmak, zamanı gelmek. -2. Bir şey elde etmek için zorlamak, gözünü korkutmak.
...
kaplamak
– Her yanını örtmek, istila etmek
– Çepeçevre sarmak, kuşatmak
– (nsz) Bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine almak
– Yayılıp doldurmak, etkisinde bırakmak
– Bir yüzey ...
kaplanmak
– (-le) Kaplama işi yapılmak
– Abanmak, üzerine yıkılmak.
– Çevrilmek, kapanmak
...
Kara çalmak (sürmek) (birine)
– birine iftira etmek, kara sürmek
...
Karabatak gibi bir batıp (dalıp) bir çıkmak
Bir görünüp bir ortadan kaybolmak.
...
Karakolluk olmak (biriyle)
Kavga sonucu karakola gitmek zorunda kalmak.
...
karalanmak
– (nsz) Karalama işi yapılmak.
– Kara duruma gelmek.
– mec. Leke sürülmek, kötülük yüklenmek
...
Karalar bağlamak (giymek)
çok üzülmek, büyük acısı olmak. (Kars. Yas tutmak.)
...
karanlıkta göz kırpmak
– bir şeyi anlatmak isterken karşısındakinin anlayamayacağı bir işarette bulunmak veya bir söz söylemek
...
karargir olmak
karara bağlanmak
...
Karasevdaya düşmek (tutulmak, uğramak)
Bir kimseyi şiddetli, fa kat ümitsiz bir biçimde sevmek, ona büyük bir sevgiyle bağlanmak.
...
Karaya oturmak
Gemi denizin sığ yerine saplanıp kalmak.
...
Karaya vurmak
Dalgaların etkisiyle kıyıya kadar gelmek, sürüklen mek.
...
kargılanmak
– Lanetlenmek
...