Bir işin çıkar yolunu bulmaya çatışmak.
...
Arama Sonucu – "a mak"
Kolayını bulmak
Kolayca yapmanın yolunu bulmak.
...
kolaylanmak
– (nsz) Bir iş sonuna yaklaşmak, bitmek üzere olmak.
– Birini dövmek için davranmak, üzerine yürür gibi olmak.
– Kolay görmek, ehemmiyetsiz görmek, ehemmiyet vermemek
...
kollanmak
– (nsz) Kollama işine konu olmak veya kollama işi yapılmak.
– Bir şeyi çok yemeğe alışmak
– Dallanmak, filizlenmek
...
Kolları (paçaları) sıvamak
Bir işe istekle girişmek.
...
Koltuk çıkmak (birine)
Onu desteklemek, ona para yardımında bu lunmak.
...
koltuklanmak
– (nsz) Övücü sözlerle koltukları kabartılmak, pohpohlanmak
...
Koltukları kabarmak
Kendisinin ya da yakınlarının başarıları hakkın da yapılan övgülerden kıvanş duymak.
...
Kolu kanadı kırılmak
Kendisine yardım edenleri yitirdiği işin iş yapa mayacak duruma düşmek, cesaretini yitirmek.
...
kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü
– arış
...
Komaya sokmak (birini)
Onu ne yapacağını bilemez-duruma getir mek, şaşırtmak.
...
konumlanmak
– (nsz) Yerleşmek, yer almak
...
konuşlanmak
– (nsz) ask. Belli bir yere veya bölgeye mevzilenmek
...
konuşmak
– Bir dilin kelimeleriyle düşüncesini sözlü olarak anlatmak
-i, -den Belli bir konudan söz etmek
-le Bir konuda karşılıklı söz etmek, sohbet etmek
– Söylev vermek, konuşma yapmak.
– ...
köpeğin ağzına kemik atmak
– karşı gelerek bağırıp çağıran birini susturmak için ona bir çıkar sağlamak
...
Köprübaşını (köprübaşlarını) tutmak
çok önemli bir yeri (ya da yerleri) ele geçirmek.
...
Köprüleri atmak
Girişilen bir işten vazgeçilmesine yol açabilecek durumları ortadan kaldırmak.
...
korkmaktan korkma
– fobofobi
...
Korktuğu başına gelmek, (korktuğuna uğramak)
Olmasından korktuğu kötü bir durum gerçekleşmek.
...
korlanmak
– (nsz) Kor durumuna gelmek.
– Bir şeye iyice alışmak, bir şeye dadanmak, düşkün olmak
– Körelmek
...
Körler mahallesinde ayna satmak
Bir şeyi hiç gereksinme duyulma yan bir yere götürmek. (Kars. Müslüman mahallesinde salyangoz satmak.)
...
korumak
-i, -den Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek
-i, -den Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini ...
korunmak üzere bırakılmış
– emanet
...
Köşe başının tutmak
Nüfuzlu mevkiyi ele geçirmek, böyle bir mevki de bulunmak.
...
Köşe kapmaca oynamak
Birbirini aradıkları halde bir türlü bulama mak.
...