Ağır bir hastalıktan ya da tehlikeli bir durumdan kurtulmak.
...
Arama Sonucu – "en yüksek askeri ünvan"
kehene
kahinler.
...
kemayenbaği
gerektiği gibi.
...
kemend
kement.
...
kemend-i zülf
saçlarının kemendi.
...
kement
– Hayvanları yakalamak için kullanılan, ucu ilmikli, kaygan uzun ip
– İdam için kullanılan yağlı kayış
– Farsça. kemend
...
kemerbend
bel kayışı.
...
kemirgen hayvan
– susamuru, lutr,sincap
...
kenafir
– Nazarı değen, kem gözlü
...
kenafir gözlü
– nazarı değen insanlar
– halk içinde nazarı çabuk tuttuğuna inanılanlara verilen isim
...
KENAN
(Ar.) Er. 1. Hz. Yakubun memleketi, Filistin. 2. Yusuf-i Kenan
...
kenar
– Bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı veya yakını, kıyı, yaka
– Bir şeyi çevreleyen çizgi
– Pervaz, çizgi, antika, baskı vb. çevre süsleri
– Merkezden uzak olan, kuytu, ıssız, sap ...
kenara çekilme
– uzlet, itikaf
...
kenarortay
– mat. Bir üçgende her tepeden karşı kenarın ortasına indirilen doğru parçası.
– Bir dikdörtgenin karşılıklı iki kenar ortasını birleştiren doğru parçası.
– Osm. hatt-ı vasıl
...
Kendi ağzıyla tutulmak
– suçu, yalanı veya iddiasının yanlışlığı kendi sözüyle ortaya çıkmak
...
Kendi aleminde
çevresiyle iliçkisini kesmiş, iş dünyasına dönmüş olarak.
...
Kendi başına
1. Hiç kimseye sorup danışmadan. -2. Hiç kimseden yardım görmeksizih.
...
kendi başına kendiliğinden
– kendi kendine, elde olmayarak, biihtiyar, bizatihi, kendinden, özünden
...
Kendi derdine düşmek
Yalnızca kendi dertleriyle uğraşıp durmak.
...
Kendi göbeğini kendi kesmek
Kendi işini kendi görmek.
...
Kendi halinde
Hiç kimsenin işine karışmayan (kimse).
...
Kendi halinde (haline) bırakmak (bir şeyi, birini)
1. üzerinde çalışmamak -2. Onunla ilgilenmemek, ona karışmamak.
...
Kendi havasında olmak (kendi havasına gitmek)
Aklına eseni yapmak, istediği gibi davranmak.
...
Kendi hesabına
Kendine göre, kendisi işin.
...
Kendi kendine
1. Yalnız başma.-2. Hiç kimseye danışmadan, hiç kimseyle iliçki kurmadan, başkasından yardım almadan. -3. Kendiliğin den.
...