– sf. Olumlu
– Doğruluğu ispatlanmış, doğru, sağlam
– Gerçekleşmiş olan, gerçek
...
Arama Sonucu – "mu"
müspet ilimler
– Pozitif bilimler
– Deney sonuçlarına dayanan bilim veya bilimler
...
müspetlik
– Olumluluk
...
müsrif
– Ar. musrif
– sf. Tutumsuz, savurgan
...
müşrif
– Yüksek bir yere veya mevkiye çıkan, yükselen, yücelen.
– Bir yer veya şeyi yüksekten gören, etrâfa bakan.
– Bir hâle yaklaşan, … üzere olan, –e yüz tutan, meyleden
– Vakıf ma ...
müsriflik
– Tutumsuzluk
...
müşrik
– Ar. muşrik
– sf. Tanrı’ya ortak koşan
...
muşt
1 .yumruk. 2.avuç.
...
müşt
1 .yumruk. 2.avuç.
...
Muşta
– Far. muşte
– Karşısındakine vurmak için özel olarak açılmış deliklerine parmakların geçirilmesi ile kullanılan demir parçası.
– Kunduracıların, derileri vurarak inceltmek için kull ...
müstabed
uzak.
...
müstacel
– sf. esk. Acele.
...
müstacelen
– zf. Çabucak
...
müstaceliyet
– İvedilik
...
mustafa
– sıf. Maddi manevi yönden arıtılıp saf ve seçkin duruma getirilmiş veya cinsi içinden en temizi, en iyisi ve en halisi olarak seçilmiş (kimse)
– Bu anlamı ile kelime Hz. Muhammed’in hem s ...
müstafi
– sf. esk. Kendi isteğiyle işinden çekilmiş, istifa etmiş, istifa eden.
...
müstağni
– Elinde olanla yetinen, doygun
– Nazlı davranan
...
müstağrip
– Batılılaşmış.
– Batıya hayranlık.
...
müstahak
– sf. Hak etmiş, hak kazanmış, layık
– Bir kimsenin layık olduğu ödül veya ceza.
...
müstahak olmak
– hak kazanmak, layık olmak
...
müstahdem
– Odacı.
– hizmetli.
– çalışma yardımcısı
...
müstahdemin
çalışanlar, hizmet edenler.
...
müstahfaz
– hıfzeden, koruyan, muhafaza eden
– Korunmuş, emniyet altında bulunan
– Tanzimat’tan sonra kırk yaşını aşmış olan yurttaşların -muvazzaf ve rediflikten sonraki- askerlik hizme ...
Müstahkem
– sf. Belirtilmiş, tahkim edilmiş, sağlamlaştırılmış
...
müstahkem mevki
– ask. Türlü savunma tesislerini kapsayan bölge.
...