– Müsteşar olma durumu.
– Müsteşarın görevi veya makamı.
...
Arama Sonucu – "mu"
müstesna
– sf. Bir bütünün veya kuralın dışında olan, kural dışı, şaz.
– Benzerlerinden üstün olan, benzerleri az bulunan
– Kural dışı.
– zf. Dışında, ayrı, hariç tutularak
– ayrı ...
müstesnalık
– Müstesna olma durumu.
– Kural dışılık.
...
müsteşrik
– Doğu bilimci, şarkiyatçı, oryantalist
...
müstevi
– sf. Her yeri aynı düzeyde olan, düz.
– mat. Düzlem
...
müstevli
– sf. Bir yeri istila eden, yönetimi altına alan (kimse, devlet, ordu vb.)
– Salgın.
...
müstezat
– ed. Her dizesine bir küçük dize eklenmiş divan edebiyatı nazım türü.
– bk. artıklı.
...
MüSTEZIM
(Ar.) Er. 1. istizanı eden, büyük gören, büyük tutan, cömert. 2. Kibirli, gururlu.
...
muştu
– Sevindiren haber, sava, müjde, erim, beçaret.
– Soba.
– Ayakkabıcı aracı.
...
MUşTUBEY
(Tür.) Er. – (bkz. Muştu).
...
muştucu
– Muştu getiren, savacı, müjdeci
– Girdiği evlere sevindirici haber getirdiğine inanılan, kelebeğe benzer kahverengi bir böcek.
– Osm. Müjdeci
– Hacı kafilesi ile sürrenin Hica ...
Muştulama
– Muştulamak işi.
...
muştulamak
– (-i, -e) Sevinilecek bir iş, olay vb.nin olduğunu birine haber vermek, müjdelemek
– Sevinçli haber vermek.
– Sevindirici haber vermek.
– Müjdelemek, tebşir etmek
...
muştulanma
– Muştulanmak işi, müjdelenme.
...
muştulanmak
– (nsz) Sevinçli bir haber verilmek, müjdelenmek
...
muştulu
– sf. Muştusu olan, müjdeli.
...
muştuluk
– Muştucuya verilen armağan, müjdelik.
– Sevindirici haber getirene verilen armağan.
– Sevinçli haber.
– Sevindirici haber getirene verilen para, sevinmelik.
– Müjde, beş ...
mustur
– Suçlu olduğu halde suçsuz görünmeye çalışan, suçunu gizleyen.
– Kurnaz, içten pazarlıklı.
– Yemek seçen, kolay beğenmeyen.
– Surat, yüz.
...
musul
– Ahırda, hayvanların yem yedikleri tahta yemlik.
– Küçük samanlık.
– bk. musur.
– İçi oyulmuş iri ağaç gövdesinden yapılan, hayvan sulama yeri.
– Irak’ta bir şehir ...
müsvedde
– Ar. musvedde
– Yazı taslağı, karalama
– Bir şeyin kötü benzeri
...
mut
– Mutluluk.
– Ar. mudd
– Yaklaşık iki avuç dolusu tahılı içine alan ölçek
– Para vermeden, çalışmadan elde edilen, kazanılan şey.
– Üzüm pekmezi.
– Sıvıların dibine ...
muta
– Veri.
– Geçici kazanç.
– Muta nikahı.
– Küfe.
– Fındık çubuğundan yapılan ot, saman sepeti.
...
muta nikahı
– Bazı yerlerde kadına verilen para karşılığında yapılan geçici nikâh, evlenme, muta
...
mutaassıp
– Bağnaz
...
mutaassıplaşma
– Mutaassıplaşmak işi.
...