Antik Roma Tapınaklarında, tanrı ve tanrıçalara sunulan adak ve hediyelerin saklandığı mekan ...
Arama Sonucu – "on arka vb. yanların her biri"
donat
– Giyim, kuşam, zenginlik, cömertlik ...
donatı
– askerlik. Teçhizat.
– alet edevat, ekipman
– Sinema/TV. Bir film çevirmek ya da bir televizyon yayınını gerçekleştirmek için gerekli araçlar.
– genel uygulayım: Bir iş ya da ...
donatılmak
– (nsz) Donatma işine konu olmak veya donatma işi yapılmak ...
donatım
– Donatma, teçhiz
– Bir fabrikayı, bir havaalanını, bir spor kuruluşunu veya bir askerî birliği etkinlik göstermesi için gerekli araç ve gereçlerle donatma
– Bir sanat eserinde ikinc ...
donatmak
-i Birinin giyimini sağlamak.
-i Süslemek
-i Bir şeyin iş görebilmesi için gereken nesneleri, gereçleri katmak, teçhiz etmek
-i, mecaz. Sövmek.
-i, mecaz. Azarlamak.
– Süslemek, giydirip kuşatma ...
DONAU
Almanya’da bir akarsu ...
donayazmak
– Donma tehlikesi atlatmak, az kalsın donmak ...
dönbaba
– bitki bilimi. Turnagagası ...
DöNDü
(Tür.) Ka. 1. Henüz evlenmemiş kız. 2. örfte devamlı erkek çocuğu olan ailenin son doğan çocuğu kız olursa döndü adını koyarlardı. ...
donduraç
– Derin dondurucu
– dipfriz
– genel uygulayım: Bozulabilecek yiyecekleri çok düşük ısılarda dondurup uzun süre saklamak için kullanılan buzdolabı. ...
dondurma
– Dondurmak işi.
– Şekerli sütün veya meyve sularının dondurulmasıyla hazırlanan soğuk yiyecek
– Sabitleştirme
– Gümrük vergisinin, uluslararası antlaşma ve görüşmeler sırasınd ...
dondurmak
-i Donmasını sağlamak
-i, mecaz. Sabitlemek.
-i, mecaz. Hareketsiz hâle getirmek.
-i, mecaz Soğutmak
-i, mecaz. Bir işin gerektirdiği sorumluluk ve yetkileri geçici bir süre için kullanmamak üzere dur ...
döndürmek
-e, -i Dönmesini sağlamak.
-i Başarısız saymak, geri çevirmek
-e, -i Çevirmek, bükmek
-e, -i, mecaz. … bir duruma getirmek
-e, -i, mecaz. Düzene koymak, yönetmek
– Çevirmek, tercüme etmek. ...
dondurucu
– çok soğuk, buz gibi, donduran ...
döndürüm
– ciro ...
done
tamam, bitti ...
DöNE
(Tür.) Ka. – Karşı ziyarette bulunma. – (bkz. Döndü). ...
döneç
– fiz. Dalgalı akımlı elektrik motor veya dinamolarında hareketli bölüm, rotor.
– Bir işlergenin dönen parçası.
– Bir elektirik motorunda ya da üreteçte üzerine akım kangalı sarılmış ...
dönek
– sf. İnanç ve düşüncesini değiştiren, sözüne güvenilmeyen, caygın, kaypak (kimse), kahpe
– Hayvanın başlığı ile yuları arasında bulunan ve hayvan bağlıyken dolaşmamasına yarayan döner hal ...
dönekçe
– sıfat. Dönek gibi.
– zarf. Döneğe yakışır bir biçimde. ...
dönel
– sf. mat. Kendi ekseni çevresinde dönerek oluşmuş
– genel uygulayım: Dönerek işleyen.
– uziletişim: Öğeleri dönerek işleyen bir özdevimli telefon dizgesi türü.
– genel uygulay ...
dönelmek
– nsz. En yüksek noktaya çıktıktan sonra alçalmaya başlamak ...
dönem
– Belli özellikleri olan zaman parçası, periyot
– zamane
– Bir çağ içinde belli özellikleri olan sınırlı süre
– Yasama meclisinin iki seçilişi arasındaki zaman süresi, devre.
& ...
dönemeç
– Bir yolun yön değiştirdiği yer, viraj
– mec. Bir durum, tutum, davranış ve düşüncedeki aşama.
– Köşebaşı, yolun kıvrım yeri, viraj.
– İng. curve ...