– Oyun konusunun ana çizgisi.
– Doğaçlamaya dayanan tiyatroda senaryo.
– Sanatçının, gereken şekil ve süslerle doldurarak eseri meydana getirmek üzere saptandığı çatı.
– Konunu ...
Arama Sonucu – "on arka vb. yanların her biri"
ons
– Genellikle gümüş, altın ve platin gibi kıymetli metallerin veya elmas, yakut gibi değerli taşların kütlelerinin ölçülmesi için kullanılan, Fransa’da 30,59 gr, İngiltere’de 28,349 g ...
öNSAL
(Tür.) Er. – ön sal.
...
önsav
– Gözlenen olaylar ve bu olaylar arasındaki iliçkilere yönelik açıklama taslağı ya da belirli olaylara iliçkin geçici bir açıklama işlevi gören önkabul.
– İng. hypothesis
...
önsezi
– Hiçbir belirti yokken bir şeyin olacağını sezme, içe doğma, hissikablelvuku, basiret, altıncı duyu veya his
– fel. Temellendirilemeyen duygu. Verilmemiş olanın, bilinmeyenin, özellikle ...
öNSOY
(Tür.) Er. – ilk soy.
...
önsöz
– mukaddime, dibace
– Bir yapıtın amacını belirtmek için başına konan tanıtıcı yazı.
– Kitabın amacını, konusunu, işleniş biçimini açıklayan ve (ya da) hazırlanmasında emeği geçen ki ...
öntest
– Belli bir konuda öğretime başlamadan önce bir kimsenin ya da bir kümenin durumunu öğrenmek için uygulanan test.
– İng. pre-test
...
ontik
– Varlıksal
...
ontoloji
– Varlık bilimi
– Fransızca. ontologie
...
ontolojizm
– Tanrı bilgisinin insan için doğal olduğunu ileri süren kuram
– Fr. ontologisme
...
Onu benim külahıma anlat
anlatyor.” anlamında.
...
ONUK
(Tür.) Er. – Sevgili, aziz.
...
ONUKER
(Tür.) Er. – Onuk er. Sevilen, sevgili insan, saygı değer.
...
ONUKTEKiN
(Tür.) Er. – Sevilen, sayılan güvenilir, emin insan.
...
ONUL
(Tür.) – iyileş, iyi ol, sağlıklı ol. – Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
...
ONULTAN
(Tür.) Er. – iyileştiren, düzelten, sağlığına kavuşturan.
...
önunda ardında (arkasında) dolaşmak
Yanından ayrılmamak, ısrarla takip etmek, onunla birlikte olmaya çalışmak.
...
önüne bir kemik atmak
Küçük bir çıkar karşılığı aşağılık birini susturmak,
...
önüne çıkmak
1. Bir kimsenin karşısına çıkmak. -2. Yolunu kesmek.
...
önüne dikilmek
1. Gelip karşısında durmak. -2. Engel olmak istedi ğini söz ve davranışlarıyla göstermek.
...
önüne düşmek
1. Bir kimsenin önünde yürümek. -2. Bir kimseye kı lavuzluk etmek
...
önüne geçmek
1. Yolunu kesmek. -2. Engellemek, önlemek.
...
önüne gelen
Karşısına çıkan, olur olmaz, rasgele (kişi veya şey).
...
önüne katmak (birini)
Onu önünden yürütöp ardından gitmek veya koşmak.
...