Onunla aralarında çözümlenecek bir sorunu olmak. ...
Arama Sonucu – "on arka vb. yanların her biri"
göz (veya gözler) önüne sermek
– açıklamak, sergilemek, göstermek, tanıtmak ...
Göz aştırmamak (birine)
Ona herhangi bir şey yapma fırsatı vermemek. ...
Göz değmek (birine, bir şeye)
Uğursuzluk ya da kötülük getirdiğine inanılan kıskanş ya da hayran’ bakışlar nedeniyle kötü bir duruma düşmek; göze gelmek. ...
Göz dikmek (bir şeye, birine)
Onu ne pahasına olursa olsun ele ge şirmek istemek. ...
Göz etmek (birine)
Ona göz ve kaşını oynatarak ne demek istediği ni anlatmak; kaş göz etmek. ...
Göz kırpmak (birine)
1. Gözkapağını bilinçli ya da bilinçsizce aşıp kapamak. -2. Bir kimsenin halini hatırını gözünü aşıp kapayarak sormak. -3. Söylediği sözün doğru olup olmadığını yanındakine işaretle anlatmak için gö ...
Göz koymak (bir şeye, birine)
Onu elde etmeyi amaçlamak. ...
Göz kulak olmak (bir şeye, birine)
– görme, işitme yoluyla bilgi edinmeye çalışmak
– gözetmek, korumak, bakmak ...
Göz önünde tutmak (bulundurmak) (bir şeyi)
Bir şeyin nasıl sonuçlanacağını, gerçekleşmesinin hangi koşullara bağlı olduğunu düşünmek (Kars. Dikkate almak, hesaba katmak.) ...
Göz önüne getirmek (bir şeyi)
Onun nasıl olacağını düşünmek, onu gözünde canlandırmak, tasarlamak. ...
Gözaltına almak (gözaltı etmek) (birini)
Onu belli bir yerde oturmak zorunda bırakıp hareketlerini denetlemek, onu gözetim altında tutmak. ...
Gözdağı vermek (birine)
Onu tehdit etmek, istediğini yaptırmak, kabul ettirmek için baskı yapmak. (Kars. Kafa tutmak, posta koymak.) ...
Gözleri (gözü) dönmek
1. Hastalık nedeniyle gözlerin renkli bölümü görünmez olmak. -2. Aşırı istek ya da öfkeden ötürü saldıracak duruma gelmek. ...
gözleri kan çanağına dönmek (veya kanlanmak)
– uykusuzluk, yorgunluk, ağlama vb. sebeplerle gözleri çok kızarmak
– sinirden, öfkeden, hiddetten gözleri irileşmek ve kızarmak ...
Gözleri kan şanağına dönmek
Uykusuzluktan ya da çok ağlamaktan ötürü gözleri çok kızarmak. ...
Gözlerini açmak (biri) (birinin)
– uyanmak
– kendine gelmek, ayılmak
– uyanık, dikkatli bulunmak ...
Gözlerini alamamak (bir şeyden, birinden)
Duyduğu hayranlık nedeniyle bakışlarını onun üzerinden ayıramamak. ...
Gözü arkada kalmak
– bırakılan bir şey veya kimse ile ilgili tedirginliği sürmek ...
Gözü dönmek
Aşırı istek, öfke gibi duyguların etkisiyle ne yaptığını bilmez duruma gelmek. ...
Gözü gönlü açılmak
Neşelenmek, keyiflenmek. ...
Gözü gönlü tok
Bulduklarıma yetinen, fazlasını istemeyen (kimse); gönlü tok. ...
Gözü ısırmak (birini)
Onu bir yerden tanıyacak gibj olmak; biri ona tanıdık gibi gelmek ...
Gözü kesmek (bir şeyi) (birini)
Bir işi kendisinin ya da adı geçen kişinin yapabileceğine inanmak ...
Gözü olmak (bir şeyde, birinde)
Onu elde etmeyi çok istemek. ...