– sf. Geçen, önceki, eski
...
Kategori: Arapça
sabıka
– Geçmiş bulunan şey, geçmiş bulunan olay.
– huk. Geçmişte işlenmiş, mahkemece ispatlanıp cezalandırılmış olan suç
– Parlak, ışıklı.
...
sabır
– Acı, yoksulluk, haksızlık vb. üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi, dayanç
– Olacak veya gelecek bir şeyi telaş göstermeden bekleme
...
sabr
– sabır
– Acıya ve zorluğa katlanmak.
– Bir musibet ve belaya uğrayanın telaş ve feryad etmeyip sonunu bekleyip tahammül ile katlanması.
– Muharebede şecaat gösterme.
– B ...
sabun
– Kirli ve yağlı şeyleri temizlemekte kullanılan, türlü yağlarla alkaliler birleştirilerek yapılan madde
– Bu maddenin kalıp durumunda olan biçimi
– Temizleme çözeltilerindeki yüzey ...
sadakat
– Sağlam, güçlü dostluk.
– Dostluk, içten bağlılık, doğruluk, vefalılık.
...
sadık
– sf. esk. Doğru, gerçek.
– Dostluğu ve bağlılığı içten olan, sadakatli
– İçten bağlı, doğru, gerçek dost.
...
sadrazam
– tar. Osmanlı Devleti’nde başbakan, veziriazam, sadır
– Osmanlı devletinde padişahın tam yetkili vekili ve vezirlerin en büyüğü.
– padişah vekili
– İng. Grand vizir
...
safahat
– Evreler, safhalar, aşamalar.
...
şafak
– Güneş doğmadan az önce beliren aydınlık
– Askerler arasında terhis için kalan gün sayısından önce söylenen bir söz
– Alın.
– Atın başına hakim olamaması.
– Güneş doğmad ...