üzücü, tehlikeli bir durumla karşılaşmak. Başı boş bırakmak (birini) (bir şeyi)
...
Arama Sonucu – " Dağ ı dil"
Başı boş kalmak
Denetim altında bulunmamak, karışanı görüşeni olmamak.
...
Başı dara düşmek (başı daralmak)
1. Sıkıntılı bir durum işinde’ olmak. -2. Paraca darlığa düşmek.
...
Başı darda (kalmak, olmak)
– parasızlıktan dolayı sıkıntıda olmak.
...
Başı derde girmek (düşmek)
üzücü, sıkıntı verici bir durumla karşı laşmak.
...
Başı dertte (olmak)
– Çözülmesi güç, sıkıntılı bir durumda olan
...
Başı dik (dimdik, alnı açık)
Onurlu; onurlu biçimde.
...
Başı dinç (olmak)
– Kaygısız, tasası olmayan (kimse)
...
Başı dönmek
1. Dengesini yitirip düşecek gibi olmak. -2. Kötü bjr «şey karşısında karşısında bunalmak, sıkılmak. -3. Görkemli, ilk kez – görülen bir şey karşısında şaşırıp kalmak. -4. Ulaştığı zenginlik y ...
Başı dumanlı
1. (Dağ için) Tepesini, doruğunu sis bürümüş. -2. içki den sarhoş olan ya da sevgi nedeniyle kendinden geçen (kimse); kafası dumanlı. -3. Aşık seçik düşünebilecek, karar verebilecek, durum da olmaya ...
Başı eğik (olmak, kalmak)
Söz söyleyemez, direnemez, mahcup du rumda (olmak); kafası eğik.
...
Başı göğe ermek (değmek)
– Beklenmedik bir anda büyük bir mutluluğa kavuşmak; bundan ötürü çok böbürlenmek.
– alay: beklenmeyen bir mutluluğa ermek
...
Başı hoş olmamak (bir şeyle), (biriyle)
1. Ondan hoşlanmamak. -2. O kimseyle arası bozuk olmak; kafası hoş olmamak.
...
Başı işin (birinin)
Değer verilen kişinin hayatı sözkonusu edilerek kullanılan ant ya da yalvarma sözü.
...
Başı kabak
1. Saşları dökülmüş. -2. Başında şapka, başörtüsü vb. olmayan.
...
Başı kalabalık olmak
Yanında iş, konuşma vb. nedenlerle birçok kimse bulunmak.
...
Başı kazan gibi olmak
1. Gürüjtü, vb’den çok rahatsız olmak. -2. ça lışmak vb’den dolayı zihinsel yorgunluk duymak; kafası kazan gibi olmak.
...
Başı önünde
1. Terbiyeli, uslu (kimse). -2. Utangaç, mahcup (kimse).
...
Başı sıkışmak (sıkılmak)
Herhangi bir güçlükle karşılaşmak. Başı sonu belli değil
...
Başı tutmak
Gürültü, fazla konuşma, üzüntü ya da başka bir nedenle başı ağrımaya başlamak; kafası tutmak.
...
Başı yerine gelmek
Kafası dinlenmiş, yorgunluğu gitmiş olmak; ka fasın yerine gelmek.
...
Başı yukarda
Onurlu, kibirli, kendini beğenmiş (kimse). (Kars. Burnu havada)
...
başıboş
– sf. Bir şeye veya kimseye bağlı olmayan
– Bağlanmamış, serbest bırakılmış
– zf. mec. Yönetimsiz, baskısız, denetimsiz bir biçimde
– zf. mec. Kendi isteğine göre, hiçbir etki ...
başıboş gezen hayvan
– yont
– salma
– yılkı
– örek
...
başıbozuk
– Düzensiz topluluk.
– tar. Askerlerin arasına katılmış sivil savaşçı.
– sf. Karışık, içinden çıkılamayan
– Dul kadın veya erkek.
– Kaçak içilen tütün.
– Kötü (kims ...