– sf. Basılmış, yassılaşmış
– Çok yüksek olmayan, alçak
– Kısık
– Cılız, zayıf, boysuz.
– Türlü sebeplerle basıldığına inanılan ve bu yüzden hastalanan loğusa kadın, yürü ...
Arama Sonucu – " Dağ ı dil"
başıl
– Tepesinde beyazı bulunan
...
basılı
– sıfat. Basılarak yerleştirilmiş
– Basımevinde basılmış (kâğıt, kitap vb.), matbu
...
basılış
– Basılma işi.
...
basılmak
– Basma işine konu olmak veya basma işi yapılmak
– Uygunsuz durumda yakalanmak.
– Alt olmak, mağlup olmak, yenilmek, yere serilmek, çiğnenmek, tahkir edilmek.
– Bastırılmak, ya ...
basım
– Basımcılık.
– Bası işi, tipografi
– Üzümün baskı ile suyunu çıkarma işi
– Güç, kuvvet.
– tiraj
– Sinema. Bir basım aygıtında, boş filmi dolu filmin karşısına koya ...
basımevi
– Basım işi yapılan yer, matbaa.
– basımcılık: Basım işinin gerçekleştirildiği yer.
– İng. printing house
...
Başımla beraber
– memnunlukla, seve seve
– memnuniyetle, hiç rahatsız olmaksızın.
...
basın
– Gazete, dergi gibi belirli zamanlarda çıkan yazılı yayınların bütünü, matbuat
– Bu tür iş yerlerinde görevli kimselerin tümü
– Basım yoluyla çoğaltılarak, belirli zamanlarda çıkan ...
Başın (başınız) sağ olsun
Bir yakını ölmüş kimseye söylenen teseli sözü.
...
basın ataşesi
– Resmî veya özel kurum ve kuruluşlarda, yabancı temsilciliklerde basın ile ilgili konuları düzenleyen yetkili ve sorumlu kimse.
...
basın bildirisi
– Basın yayın organlarına bilgi vermek amacıyla yetkili kurum veya kişiler tarafından hazırlanmış yazılı açıklama.
...
basın danışmanı
– Kişi veya kuruluşların görsel ve yazılı basınla iletişimini sağlayarak her türlü etkinliğini duyuran uzman.
...
basın kartı
– Basın mensubu olan kişilerin taşıdığı kimlik belgesi
...
basın özeti
– Belli bir tarihte çeşitli gazetelerde yer alan günün önemli haberlerinin bir başka basın kuruluşu tarafından hazırlanan özeti.
– Çeşitli kuruluşların belli bir konuda hazırladıkları rapo ...
basın toplantısı
– Yetkili bir kimsenin, bir veya birden fazla konu üzerinde açıklamada bulunmak için kitle iletişim araçlarında görevli kimselerle yaptığı toplantı.
...
Başına bela etmek (birini, bir şeyi)
Onu kendisine sıkıntı verecek bir durumu getirmek; o şeyin kendisini tedirgin edecek duruma gelmesine neden olmak.
...
Başına bela kesilmek
Bir kimse ya da şey, sıkıntı verecek, dert ola cak duruma gelmek.
...
Başına bela olmak
Bir şey ya da kimse sıkıntı verir duruma gelmek.
...
Başına bela sarmak
– büyük felaket getirmek
...
Başına belayı satın almak
Rahatsız edici, üzücü olduğu sonradan anlaşılan bir işe kendi isteğiyle girişmiş olmak.
...
Başına bir şey (bela, bokluk, hal, iş, kaza vb) gelmek
Kötü bir duruma düşmek, istenmeyen bir durumla karşılaşmak.
...
Başına bitmek (birinin)
istemediği halde yanına gelip bir türlü ordan ayrılmamak, ısrarlı isteklerde bulunmak.
...
Başına buyruk
– Hiç kimseden izin almak gereğini duymadan, istediği gibi davranan.
– özgür, bağımsız (bir biçimde).
...
Başına çalmak (bir şeyi)
1. Bir şeyle vurmak. -2. Bir şeyi öfkeyle geri vermek ; kafasına çalmak.
...