Aynı sıkıntılı durumu yaşamakta olmak.
...
Arama Sonucu – "âşiyân ı nûra şitab"
Başında paralansın (parçalansın)
– Yapılan bir iyilik çok söylendiğinde yada pek bir işe yaramadığında, o iyiliğin artık istenmediğini belirten söz; kafasında paralansın.
...
Başından (aşağı) kaynar su (sular) dökülmek
üzücü, utandırıcı bir olay, durum karşısında büyük bir sıkıntı duymak; vücudunu sıcak bir ter basmak; kafasından kaynar su dökülmek.
...
Başından aşağı kaynar sular dökülmek
bk. Başından kaynar su dökülmek.
...
Başından atmak (defetmek) (birini) (bir şeyi)
1. Rahatsızlık veren, artık sıkıcı olan bir kimseyle olan iliçkiye son vermek. -2. Yapılması güç olan ya da çok zaman alacak olan bir işi bırakmak.
...
Başından büyük işlere girişmek (kalkışmak)
Bilgi, beceri ve yetkisini aşan işleri yapmak istemek, bunlara yeltenmek.
...
Başından geçmek
Söz konusu olayı (olayları) yaşamış olmak; söz konusu durumla daha önce karşılaşmış olmak.
...
Başından savmak (bir şeyi, bir kimseyi)
– bir istekte bulunanı sözde bir sebeple uzaklaştırmak
– Onu herhangi bir bahane ile uzaklaştırmak.
...
Başını (baş) alamamak (bir şeyden)
O şeyden kendisini bir türlü kurtaramam ak.
...
Başını (başında) beklemek
Bir kimseyi, şeyi korumak, gözetlemek
...
Başını (bir şeyden) kaldırmamak (kaldıramamak)
1. Bir işi yaparken hiç ara vermemek, o işin gidişini bozacak başka bir iş yapmamak; kafasını kaldırmamak. -2. Hasta bir türlü iyileşip ayağa kalkamamak; kafasını kaldırmamak.
...
Başını ağrıtmak
1. Gereksiz, yersiz sözlerle bunaltmak. -2. Tedirgin etmek, uğraştırmak, can sıkmak; kafasını ağırtmak.
...
Başını alıp gitmek (kaçmak, savuşmak)
– Hiç kimseye danışmadan, haber de vermeden bulunduğu yerden uzaklaşmak.
– (Fiyat, ücret, faiz vb) Gittikçe artmak, yükselmek.
...
Başını Bağlamak
– başına örtü vb. bağlamak
– birini nişanlamak veya evlendirmek
...
Başını belaya (derde) sokmak (salmak)
Hiç gereği yokken bir kimseyi sorumlu kılan, başını ağrıtan bir duruma itmek..
...
Başını boş bırakmak
Bir şeyi ya da kimseyi kendi haline bırakmak; denetim altına tutmamak.
...
Başını dinlemek
Kalabalıktan, gürültüden uzak, sessiz sakin bir yer de dinlenmek; kafasını dinlemek.
...
Başını döndürmek
1 .(Korku, içki, tütün vb) Baygınlık vermek, bayıla cak duruma getirmek. -2. çok beğenmek, büyük bir ilgi duymak.
...
Başını ezmek
Birisini bir daha kötülük yapamayacak duruma getir mek, yok etmek; kafasını ezmek.
...
Başını gözünü yarmak
Bir işi istenildiği gibi yapmamak; o işi kusurlu, eksik bir biçimde yapmak; kafasını gözünü yarmak.
...
Başını kaşımaya vakti olmamak (başını kaşıyacak durumda olmamak)
işleri çok ve sıkışık durumda olmak; kafasını kaşımaya vakti olmamak.
...
Başını şişirmek
– gürültü veya gevezelikle bir kimseyi tedirgin etmek
...
Başını taşa (taştan taşa) vurmak
Bir fırsatı kaçırınca ya da başarısız lığa uğrayınca çok üzülmek, kafasının taştan taşa vurmak.
...
Başını yakmak (birinin)
Onu tehlikeli bir duruma sokmak, zarar sokmak
...
Başını yemek (birinin)
– güç duruma düşmesine yol açmak
– öldürmek, ölümüne yol açmak.
...