– sıfat. Nemlendirmeye yarayan
– Klima tesisatında havanın nemlenmesini sağlayan bölüm ...
Arama Sonucu – "İri başlı çivi"
Nispet vermek (yapmak) (birine)
Birini üzecek, kıskandıracak, kızdıracak davranışta bulunmak ...
Not vermek (birine, bir şeye)
1. Bir şey ya da bir kimse işin iyi ya da kötü bir kanıya varmak. -2. öğrenciye başarısıyla orantılı bir not at mak. ...
öfkesini (birinden, bir şeyden) almak (çıkarmak)
öfkeli kişi haksız yere bir başkasına çatmak ya da olmayacak bir şey yaparak rahatlamaya çalışmak ...
öğüt almak (birinden)
Yol göstermesi işin birinin görüşüne başvur mak ...
öğüt vermek (birine)
Ona yapması veya yapmaması gereken işler hakkında yol göstermek ...
olağanüstü irilikte olan
– dev ...
ölüm dirim (kalım) meselesi
Hayati önemi olan sorun. ...
ölüm dirim (kalım) savaşı
Yok olmamak için girişilen savaş, müca dele. ...
ölümlük dirimlik
Ölüm döşeğinde, ağır hasta yatarken kimseye muhtaç olmamak için elde tutulan (para, mal) ...
ölüp ölüp dirilmek
1. çok acı, sıkıntı çekmek. -2. çok ağır bir hastalık geçirmek. ...
ölüsünü öpeyim (göreyim) (birinin)
Bir şeyin doğruluğunu kanıtlamak için “yalama (şu yakınım) ölsün!” anlamında kullanılır. ...
Omuz vermek (birine)
Ona destek olmak, yardım etmek. ...
ön ayak etmek (birini)
Bir işe birisinin başlamasını ya da girişmesi ni sağlamak. ...
On paralık etmek (birini)
Onu sözle ya da davranışlarla küçük düşürmek; beş paralık etmek. ...
öne almak (birini, bir şeyi)
Bir kimseye veya bir şeye, diğerlerinden daha önemli sayarak tarnan ve sıra bakımından öncelik tanımak ...
önem vermek (bir şeye, birine)
Ona değar vererek üstünde dur mak, onu önemli saymak ...
önüne katmak (birini)
Onu önünden yürütöp ardından gitmek veya koşmak. ...
örnek almak (birini, bir şeyi)
1. Bir başkasının iyi ya da kötü olan davranışlarını benimseyip tıpkı onun gibi davranmak. -2. Bir şeyden kendisi için olumlu bir ders çıkarmak. ...
örnek olmak (birine)
Davranış ve sözleriyle başkalarını iyi ya da kö tü yönden etkilemek. ...
Ortada bırakmak (birini)
Onu güç bir durumdayken terk etmek; meydanda bırakmak. ...
Ortadan kaldırmak (bir şeyi) (birini)
1. Onu saklamak gizlemek. -2. Onu yok etmek öldürmek; meydandan kaktırmak. ...
Ortalığı birbirine katmak
– kargaşa çıkarmak ...
Ot yoldurmak (birine)
Onu çok zor bir işe koşmak, çok uğraştırmak ...
otel girişinde geniş yer
– lobi ...