– dil bilgisi. Zarf-fiil ekiyle oluşturulan birleşik fiil ...
Arama Sonucu – "İri başlı çivi"
Tavır almak (takınmak, koymak) (bir şeye, birine)
Herhangi bir durum karşısında belirli bir davranış biçimini benimsemek. ...
Tefe koymak (tefe koyup çalmak) (birini, bir şeyi)
Onu alay konusu yapmak, beğenilmeyecek yönleriyle anlatmak. ...
tehiriicra
– hukuk. Yürütmenin durdurulması ...
Tekelinde olmak (bir şey birinin)
– herhangi bir şey tekeli altında bulunmak, elinde tutmak, inhisarında olmak ...
Telaş atmak (birini)
Endişelenmek, kaygılanmak. Telaşa düşmek ...
Temize çıkarmak (çıkartmak) (birini, kendini)
Onu, kendini bir suçlamadan kurtarmak; onun, kendinin suçsuzluğunu kanıtlamak. ...
Temize havale etmek (bir şeyi) (birini)
1. Sürüncemede kalan bir işi bitirivermek, kısa yoldan çözümlemek. -2, Mevcut yiyeceği bitirmek. -3. Onu öldürmek. ...
tepe tepe kullanmak (birini veya bir şeyi)
– sağlamlığına güvenilen şeyleri yıpranacağını düşünmeden, esirgemeden, sakınmadan hoyratça kullanmak ...
Tepeden bakmak (birine)
Onu küçümsemek, kendini ondan üstün görmek; yüksekten bakmak. ...
Tepeden tırnağa süzmek (birini)
Ona dikkatlice, uzun uzun bak mak. ...
Tepesine çıkarmak (birini)
Onu çok şımartmak; başına çıkarmak. ...
Ter basmak (boşanmak) (birini) (birinden)
Herhangi bir nedenle ya da sıkıntı yüzünden birdenbire çok terlemek ...
Ters düşmek (bir şey bir şeye) (biriyle)
1, Aykırı durumda olmak. -2. Düşünceleri /önünden birbirine karşt olmak. (Kars. Aykırı düş mek.) ...
Ters ters bakmak (birine)
Ona düşmanca, öfke duyarak bakmak. ...
Ters yüzüne çevirmek (birini)
– Onu geri döndürmek. ...
Tersine gitmek (bir iş) (bir şey, birinin)
1. Bir iş istendiği gibi sonuçlanmamak. -2. Bir işten, durumdan hoşlanmamak, onu garip karşılamak ...
Teselli vermek (birine)
Bir kimsenin acısını dindiren, sıkıntısını gide ren sözler söylemek, onu avutmak ...
Teslim etmek (kendini birine) (bir şeyi)
1. Kadın kendini bir erke ğe vermek. -2. Onu doğru bulmak, kabul etmek ...
teşrik tekbiri
– din. Kurban bayramı arefesinin sabah namazı ile o bayramın dördüncü günü ikindi namazı arasındaki her farz namazdan sonra söylenmesi vacip olan ve Allâh-u ekber, Allâh-u ekber, lâ ilâhe illall ...
ticarileştirilen radikal yenilik
– inovasyon ...
tiri
– sincap ...
Tiridi çıkmak
çok yaşlanmak yaşlılıktan zayıflamış, güçsüzleşmiş olmak (Kars. Kadidi çıkmak.) ...
tirit
– Et suyuna kızartılmış veya bayat ekmek konularak yapılan yemek.
– Yemeğin suyu.
– sıfat, halk ağzında. Yaşlı ve zayıf (kimse).
– Türk doğaçlama tiyatrosunda bitkin, yaşlı ada ...
tiriz
– Giysilerin yırtmacına ve eteğine eklenen ensiz kumaş parçası
– Ensiz tahta
– denizcilik. Çarpma ve sürtüşmelerden korunmak için güvertesiz teknelerin, direklerin ve dubaların dış k ...