Para, mal mülk, vb’yi savurganca harcayıp tüketmek.
...
Arama Sonucu – " Dağ ı dil"
elde bulunanın hepsi
– olanca, bütün
...
Elden (elinden) kaçırmak (bir şeyi)
Onu elde etmek fırsatını yitirmek.
...
Elden çıkarmak (bir şeyi)
O şeyi satmak, başkasına devretmek.
...
Elden çıkmak (bir şey)
O şey satılmak, başkasına devredilmek.
...
Ele avuca sığmamak
Söz dinlememek, şımarık ve taşkın davranışlarda bulunmak.
...
Ele avuca sığmaz
– Uçarı, Afacan
...
Ele güne karşı
Herkese karşt, herkesin önünde.
...
Ele verir talkını, kendi yutar salkımı
(ele verir öğüdü, kendi keser söğüdü)
...
elektrik akımını geçirmeyen
– Yalıtkan
...
elektrik sığa birimi
– farad
...
elektron bombardımanı
– TV. Elektronların belirli bir ereğin üzerine düşürülmesi durumu
– İng. electrons bombardment
...
eleme aracı
– elek
...
elementler kitabı
– periyodik cetvel
– periyodik tablo
...
elhasıl
sonuçta.
...
Eli açık
Cömert, para harcamaktan çekinmeyen (kimse).
...
Eli ağır
1. Yavaş iş yapan (kimse). -2. Eliyle vurduğunda acıtan kimse; ağır elli.
...
Eli ağzında kalmak
çok şaşırmak, şaşırıp kalmak.
...
Eli alışmak (bir şeye)
1. Bir işte ustalık kazanmak. -2. Herhangi bir davranışı alışkanlık haline getirmek.
...
Eli altında otmak
Aradığı, istediği zaman bulabileceği yerde olmak.
...
Eli ayağı (kolu) bağlı kalmak
1. Bir şey yapamayacak durumda olmak. -2. Yardıma olması, çözüm bulması gereken bir konuda, hiçbir şey yapamamak. Eli ayağı buz kesilmek
...
Eli ayağı düzgün olmak
Bedence, görünüşçe kusursuz olmak, iyi görünmek.
...
Eli ayağı titremek
” Korkur sinir, vb. yüzünden heyecanlanmak. Eli ayağı tutmak
...
Eli ayağı(na) dolaşmak
Telaştan, heyecandan ne yapacağını şaşırmak, saşma sapan işler yapmak.
...
Eli kırılmak
Eli bir işe yatkın duruma gelmek.
...