üzerine düşen ya da üzerine aldığı bir görevi çeşitli nedenlerle yapamayacak durumda olmak.
...
Arama Sonucu – " Dağ ı dil"
Eli kulağında
Olması ya da gerçekleşmesi çok yakın.
...
Eli maşalı
şirret, edepsiz, kavgacı (kadın).
...
Eli şakağında
Düşünceli, tasalı, kaygılı.
...
Eli sıkı
Cimri, kolay para harcamayan (kimse).
...
Eli sopalı
Zorba, sert, baskıcı (kimse, yönetim).
...
Eli yatkın (bir işe)
O işe alışkın, becerikli (kimse).
...
Elifi görse mertek (direk) sanır
Bilgisizliğine rağmen bilgişlik tasla yan, okuması yazması olmayan bir kimse işin alay yollu söylenir.
...
Elinden bir kaza (sakatlık) çıkmak
istemeyerek birisini yaralamak ya da öldürmek.
...
Elinden geleni ardına koymamak
– yapabileceği bütün kötülükleri yapmak
...
Elinden iş çıkmamak
Elindeki işi zamanımda bitirememek; elindeki işi sürüncemede bırakmak.
...
Eline (elinize, ellerinize, ellerine) sağlık
“Yaptığın iş iyi olmuş, teşekkür ederim.” anlamında.
...
Eline ağır
Elinden çabuk iş çıkmayan (kimse).
...
eline ayağına çabuk
– sıfat. Hamarat, titiz, çalışkan (kimse)
...
Eline ayağına düşmek (kapanmak, sarılmak)
Bir isteğini yaptırabilmek için bir kimsenin ayaklarına kapanıp yalvarmak.
...
Eline ayağına üşenmemek
işini severek yapmak.
...
Eline vur, ekmeğini (ağzından) al
Sessiz, pısırık (kimse).
...
Eline, eteğine sarılmak
Birine bir iş işin çok yalvarmak.
...
Elini ayağını çekmek (biri, bir yerden)
Oraya uğramaz olmak, artık oraya gitmemek.
...
Elini ayağını kesmek (birinin, bir yerden)
Onun oraya uğramasını engellemek.
...
Elini ayağını öpeyim
“çok yalvarıyorum.” anlamında bir şeyin yapıl masını isterken söylenir.
...
Elini sıcak sudan soğuk suya sokmamak
Evde hiçbir işe el sürmemek, çok nazlı olmak.
...
Elini vicdanına (kalbine) koyarak (söylemek)
Doğru, hakça (söylemek); gerçekleri, doğruları gizlemeden (söylemek).
...
Elinin altında
Her zaman kolayca yararlanabileceği yerde ve yakınlık ta.
...
elkıssa
kısacası, sonuç olarak.
...