1. Kendini öldür mek, intihar etmek. -2. Kapatmak, bitirmek.
...
Arama Sonucu – "Akdenizde bir ada"
Hayatına girmek (biri)
Biri onun yaşamında yer almak.
...
Hayatını borçlu olmak (birine)
1. Biri tarafından ölümden kurtarılmış olmak. -2. Yaşamını bir kimsenin desteğiyle kazanmış olmak.
...
Haydi oradan
1. “Olmaz öyle şey.” -2. “çekil git oradan.” anlamın da.
...
Hayır beklememek (bir şeyden, birinden)
Ondan yarar ummamak, onun iyi olacağını sanmamak.
...
Hayır gelmemek (bir şeyden, birinden)
Onun bir yararı dokunmamak.
...
Hayır görmemek (bir şeyden, birinden)
Ondan yarar sağlayamamak.
...
Hayır kalmamak (bir şeyden, birinde)
O şey işe yaramaz, o kimse iş göremez duruma gelmek.
...
Hayır yok (bir şeyde) (birinde)
1. “O şey artık işe yaramaz.” -2. “O kimseye güvenmeyin, istediğinizi yapamaz.” anlamında.
...
Hayra yormak (bir şeyi)
Bir olayı, bir düşü iyi bir durumun belirtisi olarak saymak.
...
Hayrı dokunmak (bir şey, birine)
1. O şey bir işe yaramak. -2. Ona iyilikte bulunmak, onun iyiliğini görmek.
...
Hayrını görmek (bir şeyin)
Onu iyi günlerde kullanmak.
...
hayvansal bir madde
– yağ
...
Hedef almak (bir şeyi) (birini)
1. O şeye nişan almak. -2. Bir şeyi ona yöneltmek. -3. Yermek, eleştirmek yıpratmak düşüncesiyle onu karşısına almak.
...
Hedef olmak (bir şeye)
istenmeyen, hoş olmayan bir davranışla kar şılaşmak.
...
Helak etmek (birini, kendini)
1. Onu öldürmek, ortadan kaldırmak -2. Onu çok yormak, bitkin duruma getirmek.
...
Hele bir
“Yap da göreyim, bak o zaman sana gösteririm.” anlamında tehdit sözü.
...
Hep bir ağızdan
– zf. Toplu olarak (söylemek, konuşmak).
...
Her kafadan bir ses çıkmak
Bir konuda konuşurken herkes aynı anda düşüncesini söylemek..
...
Her ne kadar
– zf. Başına getirildiği şartlı cümledeki yargının doğru veya doğal görüldüğünü fakat bunun yeterli olmadığını anlatan bir söz
...
herçibadabad
ne olursa olsun.
...
herhangi bir kimse
– birisi
...
herhangi bir malı maliyetinin altında satmak
– damping
...
herhangi bir sıradan
– bayağı, alelade, amiyane, adi
...
Hesaba almak (katmak) (bir şeyi, birini)
Onu göz önünde bulun durmak, düşünmek; önemsemek.
...