Onu yapmak, gerçekleştirmek.
...
Arama Sonucu – "Akdenizde bir ada"
Yerine koymak (onu, bir şey, bir kimse)
Ona, söz konusu şey, kimse gözüyle bakmak, onu herhangi bir şey, kimse saymak.
...
Yerle bir etmek (bir yeri)
Orayı kullanılamayacak ölçüde tahrip etmek.
...
Yerle bir olmak
Yok olmak
...
yerle gök bir olsa
– “sonu ne olursa olsun” anlamında kullanılan bir söz
...
Yeşil ışık yakmak (bir şeye, birine)
Ona, bir işin yapılmasına izin vermek
...
yeteri kadar
– yetecek ölçüde
...
YİĞİT KABADAYI (yiğit kabadayı)
– acar
– yürekli
– cesur
– alp
– atılgan
– gözüpek
– kospis
– kostak
– koçak
– keleş
...
Yiyim yeri yapmak (etmek) (birini, bir yeri)
Bir kimseden ya da yer den sürekli olarak haksız kazanç sağlamak
...
Yiyip bitirmek (birini)
1. Bir kimseyi sürekli tedirgin etmek -2. Yıkı mına neden olmak -3. Bir kimseden sürekli olarak para sızdırmak
...
Yol göstermek (birine)
Ona herhangi bir konuda neler yapması, na sıl yapması gerektiği konusunda akıl vermek; örnek olmak, kılavuz luk etmek.
...
Yola getirmek (birini)
Davranışlarını düzeltmesini, uslanmasını sağlamak (Kars. Başa çıkmak.)
...
Yolu düşmek (bir yere)
O yer yolu üzerinde bulunmak, oraya uğra mak.
...
Yön vermek (birine, bir şeye)
Ona yeni bir biçim ve düzen vermek; istikamet vermek
...
Yörüngesine oturtmak (bir işi)
– yapma uydu uzayda istenilen yörüngede hareket etmek
– mec. bir iş yoluna girmek.
...
Yük olmak (birine)
1. Bir kimseyi, başka birinin masrafını ödemek durumunda bırakmak. -2. Güç bir işi başkasına yaptırıp onu sıkıntıya sokmak.
...
Yukarıdan aşağı süzmek (birini)
Bir kimsenin her yanına dikkatlice bakmak
...
Yukarıdan bakmak (birine)
bk Tepeden bakmak.
...
yüklem birliği
– dil bilgisi. Yüklem grubu
...
Yüksekten bakmak (birine)
bk. Tepeden bakmak.
...
yüksük kadar
– çok az, az miktarda
...
Yükte hafif pahada ağır
Taşınması kolay, parasal değeri yüksek eş ya işin söylenir.
...
Yuları birinin elinde olmak
O kimsenin her şekilde denetiminde, bo yunduruğunda olmak, ona bağımlı olmak
...
Yumruk kadar
– çok iri, büyük
– küçücük
...
Yüreği dayanmamak (bir şeye)
Herhangi bir acıklı durum karşısın da büyük bir act duymak; işi dayanmamak.
...