– benzin, alkol, aseton, eter, esans
...
Arama Sonucu – "Bir tür evcil geyik"
Ucunda bir şey olmak
Düşünülen, uygulamaya konan bir işin aşık şa belirtilmeyen bir amacı olmak.
...
Ucunu bırakmak (bir şeyin)
Artık onunla ilgilenmemek.
...
Ucuz atlatmak (bir şeyi)
Tehlikeli ya da güç bir durumdan az bir zararla sıyrılmak; ucuz kurtulmak.
...
Ucuz kurtulmak (bir şeyden)
bk. Ucuz atlatmak.
...
Ucuza getirmek (mal etmek) (bir şeyi)
Onu ucuz fiyatla satın al mak.
...
üflemeli bir çalgı
– Obua, Ney, Fülüt, Saksafon
– Korna, Kekena, Zurna, Ken, Kena, Korno
...
Uğur getirmek (bir şey birine)
O şey ona iyilik, şans, bereket getirmek.
...
Uhdesinde bulunmak (olmak) (bir şey, birinin}
O şey onun sorum luluğu altında olmak.
...
Uhdesinden gelmek (bir işin)
Bir işi başarmak.
...
Uhdesine almak (bir şeyi)
Bir işi sorumluluğu altına almak, o işin yapılacağına dair söz vermek.
...
uluslararası ödül kazanan ilk türk filmi
– Susuz yaz
...
ümit (umut) bağlamak (bir şeye) (birine)
1. Onun olacağını um mak -2. istediği şeyin onun tarafından yapılacağını ummak
...
ümit kesmek (bir şeyden)
bk. Umut kesmek.
...
Umut kesmek (bir şeyden)
– umudunu kesmek
– bir şeyin artık gerçekleşemeyeceği inancına varmak, ummaz olmak
...
Umut vermek (birine)
1. Bir şey ya da kimse umulan şeyin olabile ceği konusunda olumlu bir bekleyiş duygusunu uyandırmak. -2. Bir kimseye güven duygusu vermek; simit vermek.
...
Un ufak etmek (bir şeyi)
1. Onu çok ufak parçalar, kırıntılar durumuna getirmek. -2. Onu dağıtmak, harap etmek.
...
Ürdünde arkeolojik bir kent
– eriha
– (ürdün’de, dünyanın ilk sürekli yerleşmelerinden biri olan ünlü tarihi kent)
...
ürküntü vermek (birşey birine)
– ürkütmek
...
Usanç vermek (birine)
Onu usanacak duruma getirmek, usandırmak.
...
Uslu durmak (oturmak)
Yaramazlık etmemek.
...
üstün bulmak (görmek) (birini, bir şeyi)
Onu başkalarından ya da başka şeylerden değer!! bulmak (görmek).
...
üstün gelmek (birinden, bir şey den)
Birinden ya da bir şeyden daha başarılı olmak, daha ileri gitmiş olmak; galip gelmek.
...
üstüne (üzerine) almak (bir şeyi)
1. Bir işi yapmayı kabul etmek. -2. Onu ödev edinmek. -3. Olumsuz bir sözün ya da kaba bir davranışın kendisi için söylenmiş ya da yapılmış olduğunu sanarak bun dan tedirginlik duymak.
...
üstüne (üzerine) atmak (suçu birinin)
Bir suçu, suçsuz olan bir kişinin işlediğini söylemek, suçu birine yüklemek.
...